Trakya azınlığı hakkında

Trakya azınlığı hakkında

  • Trakya azınlığı hakkında

Sol’a göre siyasî ve sosyal hakların tümünden yararlanmayan vatandaşların bulunması kabul edilemez. SİRİZA’ya (Radikal Sol Koalisyon partisi) göre azınlığın haklarını ihlal etmesi nedeniyle ülkemizin Avrupa Mahkemesi tarafından mahkumiyeti kabul edilemez ve bu olaya tahammül edilmemesi gerekir.
 
Mayıs 2019’da Aleksis Çipras İskeçe’den azınlık konusunda iki oturaklı girişim açıklıyordu: evkaf emlakinin idare heyeti üyelerinin azınlığın kendisi tarafından seçilmesi. Bu girişim, yönetim ile Trakya azınlığı ilişkilerini zora sokan müzmin bir sorunu adilane bir şekilde çözüme kavuşturuyordu. Son defa vakıflar için yapılan seçimlerin albaylar cuntası öncesine ait olduğunu hatırlayalım. İkinci sorun, müftüyü belirleyecek bir seçiciler grubunun oluşturulması.
 
 
“Derin devletin” kaleleri
 
Bu sorunların demokratik ve adilane bir şekilde çözümü düzgün bir ortamda gelişmedi. Onlarca yıl boyunca Trakya’daki “derin devlet” kalelerinin ortaya koyduğu direniş vardı ve hâlâ var olmaya devam ediyor, ve yalnız o değil. Gerek Dış İşleri gerekse Millî İstihbarat Servisi, azınlık kurumlarının demokratikleşmesi halinde Yunan devleti tarafından denetimleri mümkün olmayacaktır diye onlarca yıl boyunca senaryolar dolaşıma sürüyordu. Bu noktada bir gözlemi yararlı görüyoruz. Bu iki mekanizmanın uyguladıkları politikanın bir hesabını yapmalarının yerinde olacağı kanaatini taşıyoruz. Zira samimiyetle söyleyebiliriz ki Trakya’da bu mekanizmalar tarafından yürütülen politikalar başarısız olmuştur. Demokrasi yolunun esasta reddedilmesi, kaçınılmaz olarak despotik… ve kapalı ve şeffaf olmayan erk düzenine meydan açmakta ve bu da rollerin tekerrür etmesine sebep olmaktadır.    
 
Dolayısıyla Sol için, SİRİZA başkanının ortaya koyduğu iki sorun, partinin azınlık hakları konusunda geri yapamayacağı bir başlangıçtır. Ancak bu ikisinde de, özellikle müftü için seçiciler grubunda değişik yaklaşımlar var. Azınlığın denetimini destekleyenler, seçiciler grubuna devlet tarafından tayinli imamların da katılması gerektiği görüşündeler. Böyle bir gelişmeye malum nedenler yüzünden tüm azınlık karşı çıkacaktır. Azınlık için olumlu bir düzenleme, tersi bir sonuç doğuracaktır, zira azınlık böyle bir süreci boykot edebilir. Başarısızlığın bedelini mekanizmalar değil de, böyle bir düzenlemeyi getirenler ödeyecektir. Hoca-imamların katılımını kim istemektedir? Dış İşleri. Neden? Çünkü sürecin denetimini ilelebet elinde tutmak istemektedir. Demek ki Sol’un bir yeni iktidarı, azınlığın daimî güvenini kazanacak şekilde çalışmalıdır.
 
 
Demokratik ve laik azınlık
 
Demokratik bir siyaset kuşkusuz her iki taraftaki milliyetçilikleri kısıtlayacak ve Trakya’da sorunları çözmek yerine daha çok sorun yaratan bir erk sistemini kenara itecekti. Aynı zamanda bir SİRİZA hükümeti bir başka kesite daha geçmelidir. Azınlık üyesi vatandaşlarla ilgili meselelerin sorumluğu, genel nüfusta olduğu gibi, Dışişlerinden alınıp kademeli olarak İçişleri bakanlığına verilmelidir. Böyle bir değişikliğin azınlıktaki yapı ve kurumların demokratikleşmesi yönünde katkıda bulunacağı açıktır. Hedefimiz de zaten bu olmalıdır. Başına buyruk, demokratik ve laik bir azınlık. 
 
Azınlık ile devlet arasındaki ilişkilerde büyük bir konu da eğitimdir. Bir Sol hükümetin hedefi, azınlık çocuklarının eğitimini ve iki temel dilin de, hem Yunancanın hem de ana dillerinin, öğrenimini sağlayacak bir politika olmalıdır. Bu politika, hem ilk eğitimde hem de orta eğitimde, gerçek transkültürel okullarda uygulamaya konulacak, aynı zamanda bununla azınlık okulu olarak adlandırılan okullar da desteklenecektir. Aynı zamanda azınlığa kendi kreşlerini kurma hakkını tanımalıyız, bunlar azınlık ilkokullarıyla aynı statüye sahip olmalıdır. Bu kreşlerin başarılı olup olmayacağı pratikte belli olacaktır. Fakat bu hak tanınmalıdır. 
 
 
Güvenin kurulması
 
Aynı zamanda etnik azınlıkların korunması hakkında 1997 AGİT çerçeve anlaşmasının Meclis tarafından onaylanması talebini açıkça ve halk önünde tartışmaya açmamız gerekir. Ülkemiz anlaşmayı imza etmiş, ancak Meclis yoluyla onaylamamıştır. Azınlığı meşgul eden konuların tümünü bir tek metinde tahlil etmek elbette mümkün değildir. Ancak önemli olan, devlet ile azınlık arasındaki güvenin kurulmasıdır. Sol’a göre siyasî ve sosyal hakların tümünden yararlanmayan vatandaşların bulunması kabul edilemez. SİRİZA’ya göre azınlığın haklarını ihlal etmesi nedeniyle ülkemizin Avrupa Mahkemesi tarafından mahkumiyeti kabul edilemez ve bu olaya tahammül edilmemesi gerekir. Hem Gümülcine’de hem de İskeçe’de tabelaları indirilmiş binaların bulunması kabul edilemez ve bu olaya tahammül edilmemesi gerekir, İskeçe Türk Birliği ve Gümülcine Türk Gençliği malum örnekleri oluşturmaktadır. Aynen, kısır ve tehlikeli bir milliyetçilik adına ülkemizin mahkumiyetleri de. Yeni bir Sol hükümet bu sorunları çözmeye hazır olmalıdır. Çünkü hakları savunma, kimliksel öğemizdir ve hiçbir surette gerilememelidir.


 

Mariya Yanakaki – Stamatis Sakelion*

 
 

İbram Onsunoğlu'nun notu: Yorum yok. Bir tek şu gözlem: Bu eleştiri ve önerilerin gecikmeli yapılmış olması elbette hem önemini hem de samimiyetini azaltıyor. Vatandaşın –seçmenin gözünde siyasetin ve siyasetçinin nasıl güvenirliğini yitirdiğine dair güzel bir örnek.
 
 

* Maria Yanakaki, İnsan Hakları eski genel sekreteridir. Stamatis Sakelion, Radikal Sol Koalisyon – İlerici İttifak partisi Merkez Komitesi üyesi. Bu makale ilk olarak 16 Mart tarihli Avgi gazetesinde yayınlanmış olup, İbram Onsunoğlu tarafından Tiken için Türkçeye çevrilmiştir.


Ετικέτες: Batı Trakya, Azınlık, Maria Yannakaki, Stamatis Sakelion, SYRİZA, Azınlık Hakları