Sigaramın dumanı, yoktur yarin IBAN’ı

Sigaramın dumanı, yoktur yarin IBAN’ı

  • Sigaramın dumanı, yoktur yarin IBAN’ı

Kış uykusuna yatan ayılar gibi uzun süre kalkmamak üzere uzanmıştım ki, Karantina bitti, herkes iş başına, ekonomi çöküyor ayağa kaldırmamız lüzüm görülür naralarıyla uyandım.

 

Kahvaltı ederken telefonuma bakayım dedim, Tiken yönetiminden Yazı bekliyoruz diye 60-70 mesaj, bir de bir TC hattından, tanımadığım bir numaradan bir IBAN hesap numarası buldum, Gönlünden ne koparsa artık... yazıyordu. Acaba ne ola ki?
 
 
Tabii bu arada korona nedeniyle işgal altındaki azınlık derneklerinde yönetim atamaları ertelenirken, İdare-i Yunaniyye tarafından atamalar sürmüş, Vakufia’da Damat’ın görev süresi uzatılmış. Ne diyordu eskiler? Babanı seçemezsin, ama kayınpederini seçmek senin elinde!
 
 
Tabii, bizim To-Potir de boş durmamış ve koronayı fırsat bilip Kaplan’ı görevden alıp yerine bir Sırtlan atamış. Resmi gazetelerden şiddetli eleştiriler, milli derneklerden kınamalar çarşaf çarşaf.

 

Hatırlıyorum, bundan birkaç sene önce de, aynı Kaplan’ı İ. Şerif’in boyunduruğu altına girmiyor diye aynı camiden atmak istemişlerdi. Yine epey curcuna olmuştu. Tabii bugün kendisini destekleyenler, o zaman kendisine karşı saf tutuyorlardı.

 

Mübarek, ne yapsa yaranamıyor!
 
 
 Bu arada futbol maçlarına da ara verilmesi, azınlık siyasetçilerinden sonraki tek eğlencemizden mahrum bıraktı bizi. Gerçi bizim milli maçlar sürüyor.

 

Yerli ve milli siyasette gençleştirme operasyonu tüm hızıyla devam ediyor, resmi basından takip ettiğim kadarıyla.

 

Milli takım sol kanattan Özgür, sağ kanattan Tarkan’la golü ararken, Harito-Stilyanidis ikisine soğuk ter döktürüyorlar.

 

Arkalarında Önder Neyi anlamıyorsunuz. Ben ne dersem o! diyerek seyircilerin tezahüratlarını beğenmeyip azarlarken, Erdem ise bir türlü öğrenemeği Türkçe’yle hocadan forma isteyerek kafasını ütüyor.

 

Yaşlı kurt İlhan ise her zamanki gibi kale sahası önünde pusuya yatmış, topun önüne düşmesini ve onu ağlarla kucaklaştırmayı bekliyor. Ama artık yaşlandığı ve iyi poziyon alamadığı da aşikar. Ve işin en kötüsü de, yaşlanan atların ya yılkıya bırakıldığı, ya da vurulduğu gerçeğini kabullenmek istemiyor.
 
 
Balkonda oturmuş çayımı yudumlarken, aşağıdan geçen gençlerin sohbetlerine kulak misafiri oluyorum. Bu karantinadan sonra biliyor musun ne anladım? Aslında para olmadan da yaşayabiliyormuşuz, çok israf yapıyormuşuz diyor biri. Diğeri de onaylıyor.

 

Miçotaki-Adonis zihniyeti, karantina sonrasında hedefine ulaşmış vaziyette. Bundan sonra öyle kafeteryaymış, tavernaymış yok. Arada bir balkonda üç zeytin, biraz kaşar peyniri, az tavuk buduna bi ellilik rakı, şanslı olup da iş bulabilenlere aylık 400 euro maaşla günde 10 saat iş, laptop, elizabet. Nasılsa israf haram!

 

Miçotaki’nin getireceği yeni memorandumun bedeli böyle ödenecek.

 

Yine de adam en azından nazik, IBAN hesabı yollamıyor. Buna da şükür!
 
 
Dayım eski kulağı kesiklerden. İyi gözlem yapar ve söyledikleri büyük oranda çıkar.

 

Geçende dedi ki Bu korona azınlık için pek hayırlı oldu. Beraberinde getireceği büyük ekonomik sarsıntıyle birlikte pek yakında memleketteki kılların birden azalacağına, bazılarının saf değiştireceğine, dengelerin birden altüst olacağına şahit olacağız hep birlikte.

 

Benim pek ümidim yok ama, yine de büyük sözüne kulak vermek, bi yere not etmek gerekir.
 
 
Para ile IBAN’ın kimde olduğu belli olmayan bu günlerde sıhhatle kalın canlar.
 
 

B.


Ετικέτες: Mizah, Batı Trakya, Türkiye