ŞAKAYLA DARBE YAPACAĞIM

ŞAKAYLA DARBE YAPACAĞIM

  • ŞAKAYLA DARBE YAPACAĞIM

KAKANIN ŞAKASI
 
“Casus belli”, aramaya gerek yok
 
Ben 3 günlük bir deniz savaşından söz etmiştim. Oyların artışını test etmek için yeterli bir süre. Savaş bu, 3 gün gibi kısa bir süre de olsa, ulusal ve oy’sal kenetlenmeyi Cumhurbaşkanı ve Başkomutan olarak Reyiz üzerinde sağlayacak potansiyele sahiptir diye düşünüyordum. Önümüzdeki seçimleri kazanmak için savaş gerekliyse, işte gerçek bir casus belli, “kazus belli, savaş nedeni”. Ondan daha iyi neden mi olurmuş?
 
Türkiye koşullarını ve Reyiz’i benden daha iyi tanıyan bir yorumcudan okuyorum, “3 saatlik savaş, Erdoğan’a yetecektir” diye yazmış. Öyleyse ben kendi sürem üzerinde ısrar etmiyorum. Bir barışsever olarak 3 günlük savaş yerine 3 saatlik olanı tercih ediyorum tabii. Böylece bu savaşın kurbanları, 15 Temmuz sahte ve denetimli darbe girişiminin kurbanlarından bile daha az olacaktır. 
 
 
7 düvel 17’ye çıktı
 
“7 düvel”, tarihî bir deyim olarak bu dönem yeniden gündeme geldi. Şöyle: “Reyiz, 7 düveli Türkiye’ye düşman etmeyi başardı.” Aslında 7 değil, saymaya başlarsak belki 17 çıkacak. Onun sayesinde Türkiye 1. Dünya Savaşı öncesi şartlarını yeniden yaşıyor. Bu kez Almanya yerine yanında Katar var. İşte RT Erdoğan’ın Mustafa Kemal Atatürk’ü geride bıraktığı bir nokta. Atatürk 7 düvelle uğraşırken, Erdoğan’ın karşısında 17 tanesi.  Reyiz rahatlıkla rekor bende diyebilir, en büyük benim diyebilir. Yobazlığın laiklik üzerindeki ilk net galibiyetidir bu.
 
 
Gökçepınar güneydoğuda bir Kürt köyü değildir
 
Saraydan yapılan basın açıklamasında Cumhurbaşkanı sayın RT Erdoğan’ın Uygur Türklerinin sorunlarına ve bu çerçevede Çin ile diplomatik savaşa odaklandığı için Batı Trakya Türklerini ihmal etmek zorunda kaldığı ve bu yüzden Batıtrakyalılardan özür dilediği duyuruldu.
 
Açıklamada Gökçepınar köyündeki askerî tatbikata değinilerek, RT Erdoğan’ın Batı Trakya’daki Türk Azınlık köylerinin askerî tatbikat bahanesiyle oralarda devlet terörü estirilerek Türkiye’nin güney doğusundaki Kürt köylerine dönüştürülmesine asla müsaade etmeyeceği ayrıca vurgulandı.
 
 
Bağımsız HAİNİSTAN devleti
 
Erdoğan rejiminin Türkiye’ye yaptığı büyük iyiliklerden biri de tüm terörist ve vatan hainlerini deşifre etmiş olmasıdır. Bunlar, tahmin edilenden biraz çokça çıktı, yani Türkiye nüfusunun yarısı, tam 40 milyon. AKP ve MHP seçmenleri dışındakilerinin tüm olarak terörle ilişkili ve hain oldukları kanıtlanmış bulunuyor. Yalnız o değil, sınırlar bir açılsa 40 milyon hainin Batıya, Yunanistan’a ve öbür Avrupa ülkelerine kaçıp sığınacakları hesap ediliyor. Onlar hain olmasalardı hiç kaçmak isterler miydi?
 
Bugüne dek bunlardan ancak iki milyonu Avrupa’ya kaçabilmiş bulunuyor. Bir milyonu da Türkiye’deki hapishanelerde cezasını çekiyor. Geriye kalanları Reyiz ne yapacağını bilemiyor. Kessen kesemezsin, assan asamazsın, kabristanlık yetişmez. Yakalayıp içeri tıksan tıkamazsın, hapishane yetişmez. Sınırları açıp Avrupa’ya salsan salamazsın, 40 milyona Avrupa yetişmez. Serbest dolaşmalarına ise insanın gönlü razı olmuyor. Üstelik her an seçimli bir darbe yapma tehlikesi taşıyor bu hainler. Yukarı tükürsen bıyık, aşağı tükürsen sakal.
 
Galiba bir toplu çözüm olarak en iyisi, Türkiye’nin bir bölgesini bağımsız HAİNİSTAN devleti ilan edip tüm hainleri oraya sürmek.
 
31.8.2020
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan, Darbe, Yunanistan