KUBRICK

KUBRICK

  • KUBRICK

Kubrick filmlerindeki gibi oldu hayatımız... Yaşadığımız gerçek hayat bir yanda, diğer yanda kafamızda yaşadığımız hayal dünyamız fantazyalarımız.
 
İç dünyamızın dışa yansımasıdır aslında Stanley Kubrick’in yıllar önce anlatmaya çalıştıkları.
 
Rahmetli (!) pek bir ileri görüşlüymüş bu konuda. Biz gafiller için çok karmaşık gibi olan bu hayatı olabildiğince basit olarak görmüş ve anlatmıştır oysa. Belki de bizim kabul edemediğimiz, ya da etmek istemediğimiz gerçekleri gördüğü içindir bizi bu kadar etkileyen.
 
Malum; burası dünya... biz buraya zalimliğe geldik zaten... evet haklıydı, zalimliğe geldik gelmesine de bunu bi tek kendimizin bildiğini zannederiz çoğu zaman. Ama bunu birisi bize anlatırsa işin rengi o zaman değişiyor. İki kişiden fazlasının bildiği şey sır olmaktan çıkar derler, sır çözülüyor ve Pandora’nın kutusu açılıyor. İçinden iyi şeylerin çıkmayacağı kesin zira geçmişte de çıkmamıştır. Kendisi iyi niyetli bir arkadaş olmadığından insanoğluna hazıladığı bu tip küçük sürprizlerle maytap geçmektedir.
 
İnsanoğlu zalim midir gerçekten? Kendine evet. Peki ya çevresine? Çevresine daha fazla zalimdir oysa ama kim farkında ki bu zulmün? En basitinden keyif aracı olarak gördüğümüz, içtiğimiz sigaranın çocuğumuza verdiği zararı görmeyip de ona yasakladığımız katkı maddeli, kimyasal renklendiricili gıdalar gibidir hayatımız.
 
Çocukluğumuzda seyrettiğimiz Pazar filmlerindeki gibi kahraman (!) kovboylar, kötü(!) kızılderilileri tek tek öldürür ve sonunda hak ettikleri (!) toprakları ele geçirirler. Adalet yerini bulur ve biz de huzuru...
 
Huzuru bulduk mu? Bulduk tabii. Hepimiz huzurluyuz ve gayet mutluyuz bu dayatılma hayatımızdan. İçtiğimiz coca cola gazımızı alıyor nasıl olsa.
 
 

Zafer Memet


Ετικέτες: Stanley Kubrick, Yaşam, Sinema, Makale