Batı Trakya’da ifade özgürlüğü: 8 ay hapis

Batı Trakya’da ifade özgürlüğü: 8 ay hapis

  • Batı Trakya’da ifade özgürlüğü: 8 ay hapis

OLMAMASI GEREKEN BİR DAVADA… 8 AY HAPİS CEZASI
 
Milletvekili Hüseyin Zeybek’in gazeteci, “Trakya’nın Sesi” gazetesi sorumlusu Abdülhalim Dede aleyhinde açtığı iftira ve hakaret davası bugün İskeçe mahkemesinde görüşüldü.

Mahkeme, Abdülhalim Dede’nin yazdığı haber-yorum tipi makaleden dolayı onu suçlu buldu ve 8 ay hapis cezasına mahkum etti.

Karara itiraz edilmiş ve dava istinaf mahkemesinde yeniden görüşülecektir.

Buraya kadar işin HABER kısmı.

Şimdi de YORUM faslına geçelim.

Abdülhalim Dede benim manevi babamdır.

Kıvrak bir kalemi vardır.

Hitabeti de oldukça kuvvetlidir.

Sahibi olduğu bütün medya organlarında çalıştım.

Trakya’nın Sesi gazetesinin Yayın Yönetmenliğini de yaptım.

Bana gazeteciliğin prensip ve ilkelerini yaşayarak öğreten kendisidir.

Çok zeki ancak çok ta “keçi”dir benim manevi babam.

Tek kelimeyle izah etmem gerekiyorsa... “Bağımlı” olacak, “boyunduruk” altına girecek bir kişilik değildir Dede.

Bundan dolayı da azınlığımızın ender “RED KİT”lerinden biri olmuştur.

Dede’nin bütün bu güzel huy ve meziyetlerinin yanında bir de bir türlü vazgeçemediği bazı takıntıları var.

Bunlardan biri de milletvekili Hüseyin Zeybek’tir.

Bu takıntısının sebebini bu güne kadar öğrenemedim.

Gazeteci olarak Dede’nin neredeyse dilinden hiç düşürmediği bir kişi vardır.

“ZEYBEK”

Zeybek, bütün hatalarına rağmen İskeçe azınlık seçmenlerinin ortalama 17.000 oyunu devamlı alıp muhafaza edebilen ender politikacılardan biridir.

Bu oy potansiyelini muhafaza etmiş ve 4 kez milletvekili seçilmiştir.

Hüseyin Zeybek ve SYRİZA milletvekilleri hakkında eleştirilerini esirgemeyen Dede’nin, diğer milletvekili İlhan Ahmet ise “kankası”dır...

Ne iktidar ne muhalefet milletvekili olduğu dönemde, Dede İlhan’ı tek bir kez eleştirmemiştir, hatta 2012 yılında İlhan’ın SYRİZA milletvekillerine saldırdığı ve Zeybek’e “basur macunu” yapmayı önerdiği metinleri bizzat Dede yazmıştır.

(İlhan milletvekilliğinden düştükten sonra birkaç yıllığına kendisini sert bir şekilde eleştirmişliği vardır ama sulh ilan etmeleri uzun sürmemiştir).

Azınlıkçılık ve azınlığı temsil iddiasında olan, “partizan” SYRİZAcılar değil, İlhan Ahmet’tir.

Bu “mübarek” insanın icraatlarını tek tek anlatacak değilim.

İki tanesini söyleyeceğim: 1) 240 imam yasasının hazırlanmasında başrolü oynadı... 2) Azınlıkta devlet ve Koca Kapı’nın hoşuna gitmeyen 3 tane aydını mahkemelere sürükledi.

Dede, ilk mevzuda bu milletvekiline, 2007’de ateş püskürürken, 2012 sonrası tek kelime eleştiri yapmamıştır. İkinci mevzuda ise, şu an taklit ettiğim o malum yazıyı yazmıştır sadece.

Yoldaşı olarak soydaş mebusla dayanışma örneği sergilemiştir.

Ama aynı müsâmahayı Hüseyin’e göstermemiştir.

Ve kendisine TEK SİYASİ ARGÜMAN olarak Hüseyin Zeybek’i seçmiştir. (Bir de Ahmet Mete var da, konumuz o değil!)

Ve alabildiğine eleştirmiş, ironi yapmış, dalga geçmiştir.

Bu tavırları etik mi?

Hayır.

Hakkı mı?

Hakkıdır tabii.

Yalnız onun HAKKI değil tüm gazetecilerin HAKKIDIR.

Benim için ÖZGÜRLÜĞÜN en başında İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ gelir.

İfade Özgürlüğü olmayan yerde hiçbir özgürlük, özgürlük DEĞİLDİR.

Hayatım boyunca İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ savundum.

Savunmaya devam ediyorum.

Azınlığımızda İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ denen şey neredeyse KAYBOLMUŞTUR.

Bu ortamda, İlhan Ahmet beni DAVA ettiğinde… “azınlık basını”ndan (Azınlıkça'cılar hariç) kimseciklerden ses çıkmadı.

Bir azınlık mebusu tahrifatlarla dolu bir iddianameyle bir azınlık gazetecisini dava ediyordu.

İki azınlık avukatının ancak kasıtlı diye niteleyebileceğim bir tercümesiyle (bir ara paylaşmak isterim ki herkes görsün) İlhan Ahmet beni dava etti.

Dava 29 Mayıs 2018 tarihinde görüşüldü ve 1 yıl hapis cezası aldım. (Bir üst mahkemede beraat etmeyi bekliyorum).

Bizim için dostlar, yoldaşlar, meslektaşlar İMZA topladılar.

Ve Dede, imza vermemiş olan Hüseyin Zeybek’in bu kampanyaya imza verdiğini yazdı.

Hatta bana şahit olarak geldiğini yazdı (ki kendisini şahit olarak önermiştim ama gelmedi).

Ve daha da ileriye giderek şunu yazdı: «Ve aynı Mustafa, Zeybek’e “Zeybek aga, DUR BAKALIM sen bir gazeteciyi DAVA eden kişi olarak benim DAVAMA şahit GELEMEZSİN, gelsen de KABUL ETMEM” demediğine göre de… İFADE ÖZGÜRLÜĞÜNE DARBE ve BİR AZINLIK MİLLETVEKİLİ BİR GAZETECİYİ DAVA ETTİ sözü, basit bir propaganda sözünden öteye geçmez.» Dolayısıyla “kankası” İlhan’ı akladı.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ yalnız bana değil HERKESE GEREKLİDİR ve bunu kısıtlamaya karşı TAVIR almak en ASLİ görevimiz olmalıdır.

Sonuç olarak:

İskeçe Mahkemesi Dede agama “8 ay hapis cezası” verdi.

Çok ağır bir ceza.

Hüseyin Zeybek’e, Dede aleyhinde açtığı davayı geri çekmesini özellikle rica ettim.

Dinlemedi.

Dava etti.

Açık ve net söylüyorum.

Hüseyin Zeybek dava açmakla YANLIŞ yaptı.

DOĞRU bir hareket değildi.

Yıllarca 17.000 oy potansiyeline sahip bir politikacı olarak Hüseyin Zeybek, azınlığımızın en eski gazeteci Abdülhalim Dede’ye siyasi cevap vermekle yetinmeliydi.

Bir Azınlık mebusunun bir azınlık gazetecisini mahkeme salonlarında süründürmesini şahsen kabul etmem mümkün değil.

Bunun için diyorum ki…

Hüseyin agam, davayı “KAZANDIN”.

“Haklılığını” ispatladın.

Dede’ye senin iddia ettiğin gibi, bir gazeteci gibi değil de “İlhan Ahmet benzerlerinin tetikçisi gibi” senin aleyhinde propaganda yaptığını cümle aleme bu kararla ispatlamış oldun.

Buradan ötesi, davayı devam ettirirsen öç almaya yeltenir bir pozisyona girersin.

Sana kardeş tavsiyesi:

Davalarını devam ettirme ve sonlandır.

Birinizin kardeşi, birinizin manevi evladı,


 

Mustafa Çolakali


Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan, Gümülcine, İskeçe, Abdülhalim Dede, Hüseyin Zeybek, İlhan Ahmet