YUNAN YÖNETİMİNİN AZINLIK İÇİNDEKİ KADROSU

YUNAN YÖNETİMİNİN AZINLIK İÇİNDEKİ KADROSU

  • YUNAN YÖNETİMİNİN AZINLIK İÇİNDEKİ KADROSU

KARAÇALI
 
Ah, bu ifadeye bayılıyorum: “Yunan Yönetiminin Azınlık içindeki kadrosu”.
 
Azınlık Düşünce Merkezi’nin 20 kişilik kurucu üyeleri için kullanmıştı bunu sevgili Derin Devletimiz veya daha sevgili MİT’imiz. Ne böyle bir dernek kurulması için talimat vermişti, ne de bu derneğin kendi denetimi altında çalışacağı gibi bir güvencesi vardı. Torbada keklik gibi görünen Yüksek Tahsilliler Derneği’ni bile ele geçirinceye kadar neler çekmişti. Belki bunu hiç ele geçiremeyecekti. Onun için en son söylenecek şeyi en başta söyleyivermişti. Kavgada bile söylenmeyecek sözler: “Yunan Yönetiminin Azınlık içindeki kadrosu”.
 
Kimlerden oluşuyordu bu kadro? Kendimden başka kimseyi ifşa etmeye dilim varmıyor. Utanıyorum. Ama Derin Devlet utanmaz. Utanmak, o da ne demekmiş?
 
Bazı kişileri Merkez’in kurucu üyeleri içine katmadığımız için hayıflanıyorum şimdi. Çok derindevletçi geçinen ve Derin Devlet ağzıyla konuşan kişileri. Hani şu hoşlarına gitmeyen azınlıkiçi her gelişmeyi Yunan Yönetiminin parmağına bağlayan ve farklı her görüş sahibini gâvurcu ve hain ilan eden kişiler. Onları bu “kadro” sıfatından yoksun ettiğimiz için hayıflanıyorum. Düşünün, en çok kızdığınız ve intikam almak istediğiniz hafiye kişileri ve onların Düşünce Merkezi üyesi olduklarını, onlara da “Yunan Yönetimin Azınlık içindeki kadrosu” çamuru atılacaktı ve siz zevkten dört köşe olacaktınız. 
 
Bayılıyorum bu ifadeye: Yunan Yönetiminin Azınlık içindeki kadrosu. Lafa bak, hizaya gel.
 
Bu olmadan ben Derin Devletin Azınlık içindeki kadrosu ifadesini kullanmaya cesaret edebilir miydim? Asla! Şimdi bunu kullanmakta kendimi özgür hissediyorum. Örneğin, SEÇEK olayında “Derin Devletin Azınlık içindeki kadrosunun tepkileri” diyebiliyorum. Daha başka azınlıkiçi olaylarda da.
 
Dört özgür ve bağımsız blog yazarı azınlık mensubu amatör gazetecinin dava edilmesi olayı, kesin bir azınlıkiçi çelişkiden kaynaklı olup buna Derin Devletin veya Koca Kapı’nın hiçbir müdahalesi yoktur diyebilir misiniz? Böyle bir şey derseniz, her şeyden önce Derin Devletin kendisine hakaret etmiş olursunuz. Yani ne demek, misyonunu yerine getirmiyor mu demek istiyorsunuz? İzni olmadan Azınlık içinde kuş uçurtmayan yapının iradesi dışında cereyan ediyor bu davalar diye iddia ederseniz, o zaman siz ya bir ajan provokatörsünüz, ya da pek cahilsiniz. Oradan öte, “esef ile tesadüfen öğrenmiş olup ne yapacağını bilemiyor, gelişmeleri üzülerek takip ediyor ve hayırlısıyla sonuçlanması için dua ediyor, bu dört kişinin cezalanması gereken kişiler olduğunu düşünüyor, davaların açılması onun direktifi ile olmuştur, ağırlaştırılmış müebbed ile cezalansınlar diye ileniyor” gibi seçenekler arasında yapacağınız tercih bilinç ve zeka düzeyinize bağlı olarak değişik olacaktır.
 
Düşünce Merkezi’nin akibetini anlatmıştım. Ha sen şimdi kalk, bundan sonra sıkarsa, sormadan, izin almadan, talimat verilmeden dernek kur, politik örgütlenmeye çalış, gazete çıkar, sosyal medya sayfası aç, herhangi bir siyasî –sosyal hareket başlat, aday ol, ben mebus olmak istiyorum, ben belediye başkanı olmak istiyorum de diyebilirsen, görelim başına gelecek olanları. İnanmıyorsan yap.
 
Bu Azınlıkta talimatsız osuramazsın bile kardeşim, eğer ki osuruğunun bir siyasî kokusu olacaksa.
 
Ha sıkarsa kalk, talimat almadan bir gazeteciye karşı dava aç, açabilirsen. Açamazsın. Bir tek mebus İlhan Ahmet hariç, başkası yok, çünkü o, Derin Devlete karşı İbram agasıyla aynı mücadeleyi veriyor.
 
3.9.2018
 
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Batı Trakya, Mizah, İlhan Ahmet, Derin Devlet