AZINLIKTA TEKERRÜR EDEN TARİH

AZINLIKTA TEKERRÜR EDEN TARİH

  • AZINLIKTA TEKERRÜR EDEN TARİH

GÜNDEMİ YORUMLARKEN
 
Batı Trakya Türk Azınlığı üzerinde 18 Haziran 1989 Operasyonu’nun niye yapıldığını anlayıncaya kadar akla karayı seçtik. Anlamaya başladığımızda kabul edinceye-sindirinceye kadar daha çok zorlandık.
 
Ana Vatan Türkiye’nin öteden beri Azınlığa müdahaleleri oluyordu, en çok sorun yaratanları da seçimlere müdahaleleri idi. Azınlıktaki seçimlere  karışmaya çalışır ve sık sık ta yüzüne gözüne bulaştırırdı. Bu müdahaleler Azınlıkiçi dengeleri belirli bir doğrultuda düzenlemek çabasından daha ileriye gitmiyordu. Örneğin, İslamcılığı baltalamak, Kemalistleri öne çıkarmak gibi.
 
Ama bu 18 Haziran bambaşka bir şeydi. Türkiye Azınlığı ilk kez Yunanistan’a karşı kullanıyordu. Ve bunu Yunanistan’a hissettire hissettire ve göstere göstere yapıyordu. “Bu Azınlık var ya, belki  çok küçük, ama ben onu senin başına bela edeceğim. Görüyorsun işte! Ve daha işin başlangıcındayız. PKK’yı desteklemeyi ve ona yardım etmeyi bırakmazsan, arkası gelecek.”
 
Türkiye’de dengesiz ama çok içerlikli bir siyasetçi var, Doğu Perinçek. Bazı gerçekleri  ancak ondan öğrenebilirsiniz. O yıllarda onun çıkardığı bir dergi vardı, “2000'E DOĞRU”. İlk kez o dergide okuduk Operasyon’un amacını, aynen: “Sen benim Kürtlerimi kaşırsan, ben de senin Türklerini kaşırım.”
 
Bu doğruysa, dipsiz bir siyasî amoralizm söz konusuydu. Türkiye, azınlık sorunlarıyla ilgisi olmayan bir konuda, Azınlığın hiçbir ilişkisi olmayan kendisinin bir “millî davasında”, PKK terörüne karşı,  Azınlığı  piyon olarak kullanıyordu. Onu Yunan milliyetçiliğinin önüne bir kurban gibi atarak, geleceğini karartarak. Onun için bu işi üzerine Derin Devlet yapılanması almıştı. Meşru hükümetin haberi sonradan oldu ve onayını verdi.
 
18 Haziran Operasyonu Batı Trakya’da, Türkiye’de ve Avrupa ülkelerinde korkunç ve eşi görülmedik bir motivasyondan başka, “ne oluyor?” diye durumu sorgulamayacak kadar hırslı ve enayi bir “pır delisi” ile takviye edilecek ve kişileştirilecekti. Derin Devlet’e biat etmeyecek ve “Hey! Ayıptır bu yaptığınız! Utanmuyor musunuz?” diyebilecek azınlık üyeleri iki yıl öncesinden Kara Liste’ye alınmaya başlayarak itibarsızlaştırılacaktı. Operasyon büyük bir başarıyla sonuçlandı.
 
Azınlık, o tarihten beri Derin Devlet’e biat ettirilmiş ve yönetimi Dışişleri ve Konsolosluğun elinden alınarak Derin Devlet’in eline geçmiş bulunmaktadır. Azınlığın Derin Devlet’e biatını hatırlatan başlıca iki simge vardır, Sadık Ahmet ve “DEB” Partisi, ikisi de Azınlığa dayatılmış Derin Devlet eseridir. Ve Derin Devlet, gelecekte muhtemel kullanıma hazır ve zinde tutabilmek için, Azınlığın kendisine biatını arada bir test eden eksersizlere tabi tutmaktadır, Avrupa Parlamentosu seçimleri gibi.
 
Azınlığın bir piyon olarak ilk kullanımı, PKK ile mücadelede 18 Haziran Operasyonu’yla Yunanistan’a karşı olmuştur. Yunanistan, “düşmanımın düşmanı dostumdur” ilkesiyle PKK’yı destekliyor ve ona yardım ediyordu. Bütün ikazlar, şikayetler ve protestolar Yunanistan’ı bu kararından vazgeçirmeye yetmedi. Derin Devlet’in aklına Yunanistan’a karşı Azınlığı da kullanmak geldi, bütün millî, siyasî ve ahlakî sakıncalarına rağmen. Derin Devlet’ti bu ve kirli işler içindi.
 
Son dönemde birçok işaret, Azınlığın bir kez daha Yunanistan’a karşı kullanımı için hazırlık yapıldığını gösteriyor, yine azınlık sorunlarıyla ilgisi olmayan bir konuda. Yunanistan, bütün ikazlara, şikayetlere ve protestolara rağmen, hatta diplomasi kuralları çiğnenerek yapılan tehdit ve şantajlara rağmen, burjuva demokrasilerinde ve Avrupa Birliği’nde hukukun nasıl işlediğini unutmuş bir Türkiye karşısında gerilemiyor ve 15 Temmuz tarihinde iltica etmiş 8 Türk subayını iade etmiyor. Son olarak Yunanistan’a baskı yapmak için Derin Devlet’in tekrar Azınlığı düşünmeye başladığı anlaşılıyor. Zaten ilticanın gerçekleştiği ilk günlerde ve daha sonra darbeci subayların iade edilmesi için DEB'e ve bir grup insana kısa çapta iki kez yürüyüş yaptırmıştı.
 
Bu yıl 24 Temmuz töreni, iki gün sonraki anma günü, bu yeni operasyonun önemli bir durağı olarak hazırlanıyor sanki. Büyük bir şovun hazırlıkları var. DEB ile birlikte “aile” de seferber ediliyor. Evet, Türkiye’de öyle bir “ne idüğü belirsiz” rejim var ki, o 8 subayın iadesini sağlamak için sonuçlarını hesap etmeden ve gözünü kırpmadan Azınlığı kullanmaktan çekinmez.
 
İki noktaya dikkat çekmek isterim. Bu yılki anma töreni için tüm Batı Trakya çapında neredeyse her azınlık ferdine yazılı davetiye gönderilmiş. Bana bile davetiye gönderildiğine göre, anlayın işte. Bir tarafta ailenin imzası, öbür tarafta parti başkanının. Mümkün olduğunca büyük kalabalığı ve büyük şovu amaçlıyorlar. Yunanistan’a iletilecek mesaj ancak o zaman etkili olacak.
 
İkinci nokta: Tahrik ve kışkırtıcılık, Derin Devlet’in hep başvurduğu bir taktiktir. “Aile”, ana oğul, gazeteciler ve televizyon kanalları önünde ve çekilen fotograflar eşliğinde aşırı sağcı Büyük Birlik Partisi başkanı Destici’yi ziyaret ederek onu 24 Temmuz törenine davet ediyor. Bir başkasının böyle bir “şerefe” layık görüldüğüne şahit olmadım. Destici de kim? Partisi %1’den çok almasa da, kendisini Türk yayılmacılığının sözcüsü gibi gören politikacı. Bundan bir ay önce Batı Trakya’nın Türkiye’ye ilhak edilmesi gerektiğini söylüyordu. Bir ay sonra aynı Destici’nin fetih ve ilhak etmek istediği Batı Trakya’ya “aile” tarafından davet edilmesinden daha büyük bir tahrik göremiyorum. Bir Rum derneğinin İstanbul’a konuşmacı olarak Altın Şafak Başkanı Mihaliolakos’u davet etmesi gibi.  
 
24 Temmuz’da oluşacak büyük kalabalık gösterilerek, “Görüyor musun bak, istersem bu kalabalığı senin başına bela ederim. O 8 subayı derhal iade et.” diye mesaj iletilecek.
 
Azınlığın azınlık sorunlarıyla ilgisi olmayan konularda piyon gibi kullanılmasına HAYIR diyoruz.
 

22.7.2018

 
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Batı Trakya, Azınlık, Türkiye, Mustafa Destici, DEB Partisi, BBP, Sadık Ahmet, PKK