Osman abiyle birlikte çocukluğunu gömmek...

Osman abiyle birlikte çocukluğunu gömmek...

  • Osman abiyle birlikte çocukluğunu gömmek...

“Eski” Yenimahalle’nin en renkli figürlerindendi Osman abi...
 
Nâm-ı diğer Adalı Osman; veya Bekteş Osman...
 
Mahellemizin kahvecisiydi. Ve benim çocukluk yıllarıma kazınmış olan “eski” Yenimahalle’nin “son silahşor”lerindendi.
 
*
 
Osman abiye olan sevgim, biraz da karşılıklıydı. Arkadaşlarım arasında beni “kayırıyor”, çocukların kahvelere sokulmadığı yıllarda (90’ların başları) benim ilk başta Beşiktaş maçlarına, sonra da her gün kahveye girmeme izin veriyordu.
 
Neşeli, güleryüzlü, durduk yerde anî aforizmalar patlatan birisiydi...
 
Unutamadığım çıkışlarından biri, “Gene mi yağmur yağacak beya!” diye hayıflanan bir arkadaşa, “Hastir lan keraneci. Allah’ın işine, devletin işine, bir de fakirin... işine karışılmaz” diye çıkışıydı. Günlerce gülmüştük!
 
Argosu güçlüydü. Küfrü basmaktan çekinmezdi. Gerçi Hac’dan döndükten sonra küfretmeme konusunda her ne kadar özen gösterdiyse de, pek başarılı olduğu söylenemez.
 
*
 
Osman abiyle ilgili unutamadığım bir diğer detay, Galatasaraylı oluşu.
 
Mahalle Fenerli olduğundan, mahallenin futbol takımının formaları da sarı-lacivert idi. Ve genellikle mahallenin “durumu iyi” olan kişileri, sezon başında takıma forma yaptırırdı.
 
Bir yıl Osman abi “Bu yıl formalar benden” dedi; ve gitti Bursa’da Galatasaray’ın “parçalı” formalarından yaptırdı. Ve –diğerlerine kıyasla– formaların göğüs kısmına kendi “reklamını” koymak yerine takımın adını yazdırdı: Asteri.
 
*
 
Siyaseti sevmez ama Cunta’ya kızardı.
 
Bir rivayete göre Cunta döneminde kendisine ceza yazan polisle dalaştığı ve “içeri alındığı” söylenir; ama bunu kendisine hiçbir zaman sormadım.
 
Mahallenin “mozaik” yapısı içerisinde Türk, Yunanlı, Rus ve Gürcü müşterilerinin olması, farklı unsurlardan da insanların sevgisini kazanmış olmasının göstergesidir, sanırım.
 
Hac’dan geldiği ilk zamanlarda ağzından küfür kaçtığında “Sövme be, Hacı adamsın” diye takılanlara, “Hac’ca gittim günahları sıfırladım, az biraz günah işlersem bir şey olmaz” diye takılıyordu.
 
*
 
Sonra, 2000’li yılların başlarında, ben de, mahallenin neredeyse tüm gençleri gibi, mahalleden uzaklaştım, “başka ufuklara” yelken açtım...
 
Ve mahalleyle de, Osman abiyle de, temasım azaldı.
 
Son dönemlerde arasıra karşılaşıyor, ayaküstü hal-hatır soruyorduk. O kadar.
 
Eski neşesi ve keyfi yoktu. Epey yaşlanmıştı.
 
Pazartesi sabahı ölüm haberi geldi.
 
O an gözümün önünden tüm o çocukluk yıllarım aktı-geçti...
 
Osman abi artık yoktu. Ve ben o akşamüzeri, Yenimahalle mezarlığında Osman abiyle birlikte tüm çocukluk yıllarımı gömüyordum adeta...
 
Güle güle Osman abi. Bizler seni hep gülümserken hatırlayacak, anılarınla gülümseyeceğiz...
 
 

Mustafa Çolak


Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan