İLK KARA LİSTE’NİN (1987-1996) DERİN NEDENLERİ – XV

İLK KARA LİSTE’NİN (1987-1996) DERİN NEDENLERİ – XV

  • İLK KARA LİSTE’NİN (1987-1996) DERİN NEDENLERİ – XV

TARİHTEN BİR YAPRAK
 
 
-Ahmet Faikoğlu
-Esas anlatmak istediğimiz
 
 
Ahmet Faikoğlu
 
1985 seçimlerinde Gümülcine ve İskeçe’de, her iki ilde de, ve tüm Batı Trakya’da, sağcı Y.D. açık ara öndedir. Bölgemizde PASOK büyük kan kaybına uğramıştır, özellikle azınlık kesiminde. Çünkü 4 yıllık sosyalist iktidar döneminde beklenenin tersine Azınlığa ayrımcı uygulamalar ve baskılar daha da şiddetlenmiştir. Ancak PASOK %46 ile ülke çapında 1. partidir, kazandığı 162 sandalye ile tek başına iktidardır. 1. partiye avantaj sağlayan seçim yasasının azizliği sayesinde, İskeçe’de PASOK 2 milletvekili, Y.D. ise 1 milletvekili çıkarır. Böylece PASOK listesinde 2. sırada bulunan azınlık adayı Ahmet Faikoğlu nisbeten az zait toplamış olmasına rağmen milletvekili seçilir. Doğru hatırlıyorsam zait sayısı 2 binden çok değildi.
 
Αhmet Faikoğlu’nun siyasî kişiliği hakkında hükme varacak kadar onunla ilgili bilgi sahibi değilim. Faikoğlu’nu 1980 sonlarında memlekete döndüğümde tanıdım, birkaç kez Yüksek Kurul toplantılarında bir araya geldik, ancak bunca yıldır ilişkilerimiz bir “maraba”dan öte geçmedi. Yanyana veya başbaşa hiçbir özel sohbetimiz olmadı. İskeçe şehir meydanında İnhanlıların 3 haftalık son oturak protestosunda sık sık onları ziyaret ediyordu, onu en çok oradan hatırlıyorum. Meydandaki “piketoforia” yürüyüşüne M. E. Aga’yla birlikte katıldı. Onu hep Aga’yla birlikte hatırlamam rastgele değil. İskeçe’deki müftülük mücadelesinde, Karaçanlar okul kavgasında, 29 Ocak’ta dövülenler arasında... hep M. E. Aga’yla beraberdiler. Faikoğlu’yla bir kez de yazılı olarak çatıştık. Fakat dediğim gibi onunla başbaşa hiçbir özel sohbetimiz olmadı, kendisini yeterince tanımadım, o yüzden onun hakkında konuşurken zorlanıyorum.
 
Şimdi benim onda dikkatimi çeken bazı hususlar: Aynı dönem milletvekilliği yaptıkları Mehmet Müftüoğlu’yla iyi anlaşmaları ve dost olmaları. Azınlıkta nadir görülen bir hal. Şu farkla ki, Müftüoğlu Takım’dan uzak durmaya çalışırken, Faikoğlu oraya girmeye çalışıyordu. Nitekim Faikoğlu Takım’ın hiçbir saldırı ve çamuruna hedef olmamıştır. Sadık Ahmet Azınlığa Derin Devlet tarafından “lider” tayin edilip te kendisini de Azınlığın lideri olduğuna inandırıncaya kadar. Sadık’ın saldırganlığından Faikoğlu da kurtulmayacaktı. Liderimiz egemenliğini M. E. Aga’nın kalesi Şahin’e kadar uzatmaya kalkınca İskeçe’de önce onunla çarpıştı, hem de yumruk yumruğa. Daha sonra Faikoğlu’yla. Derin Devlet’in desteğiyle ikisi de bağımsız milletvekili seçildiler, aralarında birbirlerini bağlayan böyle derin bir sırra ve ilişkiye rağmen azınlık konularında değil birlikte hareket etmek, biribirlerine selam bile vermiyorlardı. Faikoğlu’nun iki zayıf noktası vardı. Aralarındaki kavga başladığında, Sadık ve onun kalemşörü Mustafa Bacaksız, Faikoğlu’nu o noktalardan -bel altından vurmaktan çekinmediler. Sadık adına çıkarılan gazetede Bacaksız’ın terbiyesizliği, ırkçı imalara kadar varıyordu. Sadık ise ölümünden birkaç ay önce Türkiye’de çıktığı bir televizyon programında Faikoğlu’nu açıkça Yunan istihbarat ajanı olarak suçluyordu... Derin Devlet’e herhalde saçını başını yoldurarak. Bütün bunlardan sonra Sadık’ı terbiye etme kararı aldılar. Terbiyeci (θηριoδαμαστής) olarak Mustafa Hasanoğlu (Tokuç Mustafa) görevlendirildi. Anlatmıştım.
 
Herhalükarda Faikoğlu’nun azınlıksal-toplumsal yaşamında aydınlatılması gereken birkaç nokta var. Bunlardan bir tanesi, Dışişleri Bakanlarından Yanis Kapsis’in hatıralarını yazdığı bir kitapta onunla ilgili iddiaları. Kapsis, ciddiye alınacak biri değil. Azınlıkla ilgili gerçekleri öylesine tahrif edip anlatıyor ki, onları biraz olsun bilen karşısında gülünç duruma düşüyor. Ama ne olursa olsun, Faikoğlu’nun Kapsis’e yanıt vermesi gerekirdi.
 
Son bir gözlem: Ahmet Faikoğlu, sanırım, Azınlıkta gelmiş geçmiş en popülist politikacıdır. Onun popülizmi ve kocaağızlılığı, yalnız halkı peşinden sürüklemeye yaramıyor, aynı zamanda bazı belirgin eksikliklerini örtmekte de iş görüyordu.
 
 
Esas anlatmak istediğimiz
 
Esas anlatmak istediğimiz, “18 Haziran 1989 operasyonu”. Buraya kadarkiler bir çeşit önsözdü. Gelecek yazıdan itibaren “müdahalelerin anası”nı anlatmaya başlayacağız, ne olduğunu nasıl kavramaya başladığımızı, neden kavramakta geciktiğimizi. Ve hiçbir suç ve kusur isnat etmeden bazı azınlık bireylerine neden Türkiye’ye giriş yasağı konduğunu. Bu çerçevede Azınlıkta estirilen terörü, Koca Kapı terörünü. Aradan 25 yıl geçtikten sonra benzeri bugün yeniden estirilen.
 
 
Gelecek hafta XVI. yazı
 
 

İbram Onsunoğlu 


Ετικέτες: Batı Trakya, Azınlık, Tarih, Ahmet Faikoğlu, Türkiye