“Son müftü”: HAFIZ CEMALİ’NİN ARDINDAN -1

“Son müftü”: HAFIZ CEMALİ’NİN ARDINDAN -1

  • “Son müftü”: HAFIZ CEMALİ’NİN ARDINDAN -1

“Gümülcine’nin son müftüsü” Hafız Cemali Meço (1937-2019), 20 Aralık tarihinde sabaha karşı vefat etti ve aynı gün ikindi namazından sonra köyü Kozlukepir’de toprağa verildi. Basın ve sosyal medyada özgeçmişi yazıldı, bir kez daha ben de burada tekrar etmek istemiyorum. Onunla ilgili bazı anılarımı anlatmakla yetineceğim. Daha önce anlatmaya başlayıp ta sonra bıraktığım genel anılarımın da devamını getireyim dediğim için anlatımım belki biraz uzun sürecek.
 
Evren Dede’ye onu Azınlıkça’da niye “Gümülcine’nin son müftüsü” olarak adlandırdınız diye sordum. «Abi» dedi, «böyle yazdığımız için her iki taraf ta rahatsız oldu, değişik nedenlerden. Son müftü dedik, çünkü buradan öte Yönetimin müftü tayin edeceğini sanmıyoruz. Müftü Naipleri ile idare etmeye çalışacaklar vaziyeti. Bu duruma işaret etmek istedik. Müftülük makamını değersizleştirme planı çerçevesinde en büyük son hamle SİRİZA hükümetine ait. Ve tetikçisi, “dostumuz” Kalancis olmuştur»
 
 
Hafız Cemali’yle nasıl tanıştım / 18 Ekim 1981 milletvekili seçimleri
 
1980 sonları ile 1981 başları, askerlik görevimi ve köy hizmetimi bitirdikten sonra memlekete yeni dönmüştüm. Hafız Cemali’yi ilk kez o zaman Gümülcine Müftülüğündeki “Yüksek Kurul” toplantılarında gördüm. Sarıklı, cüppeli ve sakallı. Az konuşuyordu, Pomak ve Arap karışımı bir aksanla ve kendinden emin bir tavırla, ama gayet sakin bir şekilde ve soğukkanlılıkla. Bizi kimse tanıştırmamıştı. O sıralarda Müftülük çatısı altında faaliyete başlayan Vaaz ve İrşad Heyeti’nin üyesi olduğunu öğrendim.
 
Onunla yeniden karşılaşmamız hadiseli oldu. Εkim 1981 milletvekili seçimlerinden bir hafta -10 gün kadar önce olmalı. Kırmahalle’de Ferat’ın Kahvesi’ne gittim. Kahvenin önünde yolda ve masaların üstünde Türkçe föyvolan’lar. Bir tanesini alıp okudum. Antikomünist ve Sol aleyhtarı propaganda yapıyor, Sağ’a oy verilmesini tavsiye ediyordu. Herhangi bir partinin veya adayın işi değildi, altındaki imza Hafız Cemali Meço’nun. Kahvedeki kişilere bu beyannameleri kimin dağıttığını sordum. Az önce Hafız Cemali’nin kendisi bir arabayla gelip dağıttı dediler.
 
Tepem attı. Azınlıkta “komünist tehlikesi”, en komünist düşmanının, en milliyetçisinin, en Amerikancısının bile iddia edemeyeceği bir durum idi. Bu provokatif işgüzarlık nereden icap ediyordu?
 
Bir hafta sonra seçimler. Ben Kozlukepir kadınlar sandığında milletvekili adayı temsilcisi olarak görevliyim. Oraya tabiî Hafız Cemali’yle kavga etmek için gitmedim, onun Kozlukepir sakini olduğunu bile bilmiyordum. Rodop vilayetinde en sorunlu seçim sandıkları hangileri diye sormuştum arkadaşlara, en sorunlu olarak Kozlukepir kadınlar sandığını gösterdiler. Son yerel seçimlerde sayım sırasında orada gece karartma olmuş, sandığı kaçırmışlar, oylar değiştirilmiş. Failler, çoğunluk adayı Kratimen’in çetesiydi diye söylentiler dolaşıyordu.
 
Gümülcine’de (Rodop vilayetinde) Ekim 1981 seçimlerindeki azınlık adayları arasında sosyalist PASOK’tan Ahmet Mehmet (Muncura) ve Hasan Kaşıkçıoğlu var, sağcı Yeni Demokrasi’den Hafız Yaşar, KKE’den Mustafa Mustafa.
 
Kozlukepir’e ömrümde ilk kez gidiyordum, oradan neredeyse hiç tanıdığım yok. Cebimde iki tayin belgesi, biri Hasan Kaşıkçıoğlu’ndan, öbürü de Mustafa Mustafa’dan, hangisini kullanacağıma son anda karar vereceğim. Bir de baktım ki PASOK’tan Ahmet Muncura sandık görevlisi olarak köyden birini tayin etmiş, adını hâlâ hatırlarım, traktör tamircisi Yakup. KKE’yi temsilen kimse yok. Bunun üzerine sandık heyetinin başkanı yargı temsilcisi kadın avukata Mustafa tarafından imzalı tayinimi verdim, böylece KKE’nin de temsilcisi ben oldum. Komünist avı döneminde ve daha sonraları bu olay, Koca Kapı hafiyeleri ve yerli MİT’çiler tarafından benim KKE’li bir komünist olduğuma dair başlıca delil olarak kullanılmıştır. 1996’dan sonra giriş yasağım kaldırıldığında Öte’de de beni komünist olarak karşılıyorlardı, besbelli bu olay yüzünden, çünkü başkası yok. Canım bugünkü gibi hep solcuyum, ama rapor edildiği gibi KKE’li komünist hiç olmadım. Tabiî Ana Vatan beni fişler korkusuyla komünistlerden cüzzamlı görmüş gibi hiç kaçmadım, onlardan yakın arkadaşlarım oldu, onlarla işbirliği ettim, birlikte bazı mücadelelerde yer aldım. 
 
Kadın seçmenlerin oy kullanması başlamıştı ki kapıda Hafız Cemali belirdi, sarıklı ve cüppeli olarak. Sandık heyeti başkanına Yeni Demokrasi partisi adayı Hafız Yaşar’ın sandık temsilcisi olarak geldiğini söyledi ve tayin belgesini gösterdi. Normal şartlarda tepki göstermezdim, ama bir hafta önceki föyvolan olayı yüzünden öfkeliyim, hemen itiraz ettim. Din adamı kisvesiyle seçmenleri etkileyeceğini ve bu haliyle sandık kuruluna katılmaması gerektiğini söyledim. “O σαρικοφόρος να εξέλθη της αιθούσης!” Heyet başkanı önce şaşırdı, ne yapacağını bilemiyordu, ama kararlılığım karşısında talebimi kabul etti ve Hafız Cemali’ye bu dinî giysilerle heyete katılmasına müsaade edemeyeceğini söyledi. Hafız Cemali bu karara hiç itiraz etmedi, hatta bozulduğunu bile göstermedi, yüzünde bir tebessümle oradan ayrıldı ve bir kez daha görünmedi. Heyette Yeni Demokrasi’yi temsil eden çoğunluk mensubu başka vatandaş vardı.
 
Aradan 30 yıldan çok zaman geçmiş, bundan birkaç yıl önce bir sohbetimizde, “Doktor” dedi, “hatırlıyor musun beni köyümdeki seçim sandığından kovalamıştın?” Unutmamış. O da güldü, ben de güldüm. O sormadı, ben de söylemedim, bunu niye yaptığımı, kendisine o zaman niye kızgın olduğumu. Ben de ona sormadım o seçimlerde kendi adına böyle bir Sol aleyhtarı beyanname çıkarıp dağıtmanın nereden icap ettiğini.
 
7/1/2020
 

Devamı yarın

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Rodop, Batı Trakya, Gümülcine, Hafız Cemali Meço, Müftüler, Tarih