İĞNELEMELERE DEVAM

İĞNELEMELERE DEVAM

  • İĞNELEMELERE DEVAM

KARAÇALI
 
 
Atatürk orada ne arıyordu?
 
Libya’ya Türkiye’nin müdahalesini eleştiren, orayla bizim ne alakamız var diyenlere karşı RT Erdoğan: «Libya’nın madem bizimle alakası yok, o zaman Atatürk orada ne arıyordu?»
 
Reyis’in bu sözü Libya için geçerliyse, o zaman Türkiye’nin Azınlığa ve Batı Trakya’ya müdahalesine karşı yöneltilen eleştiriler için de şu söz aynen geçerlidir: «Batı Trakya’nın madem bizimle alakası yok, o zaman Mustafa Çolak orada ne arıyor?»
 
Mustafa Çolak olmaz, çünkü o terörist ve ateist diyorsanız, tamam, o zaman İbrahim Şerif olsun: «Batı Trakya gönlümüzün sınırları içinde değilse, o zaman İbrahim Şerif’i oraya niye müebbet müftü tayin ettik?»
 
İbrahim Şerif’e de mi itiraz edenler var? O zaman İlhan Ahmet olsun. Bizde kıskançlık yok. Önce Azınlık.
 
 
Kanal İstanbul’a seçenek
 
Kanal İstanbul’un ateşli destekçisi, ama RT Erdoğan’ın daha ateşli destekçisi, Yavuz Örnek, Ördek te olabilir, aklımda iyi kalmamış, bu iki destekçilik bir araya geldi mi öylesine patlayıcı bir karışım oluşur işte, Yavuz Örnek veya Ördek gibi, üstelik akademisyen, son dönem AKP tipi akademisyen, Marmara Denizi ile Karadeniz’i birleştirecek kanalın kendisine göre en önemli çevreci hedefini açıkladı: Karadeniz’in dibinde biriken milyonarca ton hidrojen sülfür gazı bir gün onlarca atom bombası gücünde patladığında ortaya çıkacak taşkınlığı İstanbul Boğaz’ı tek başına boşaltamayacak ve başka kanallara da ihtiyaç duyulacak. Kanal İstanbul, İstanbul’u bu felaketten kurtarmak için gereklidir.   
 
Gerçi o zaman bir kanal yetmeyecektir, çok kanal gerekecektir. Şimdilik birini yapalım, diğerlerini daha sonra. Son 3 bin yıldır bilinen tarih içinde böyle bir patlama olmamış, belki bir 3 bin yıl daha beklemek gerekecek, ama yarın olmayacağı ne malum.
 
Anladığım kadarıyla böyle bir patlama olduğunda Karadeniz’in güneye doğru taşan sularıyla İstanbul tam bir kıyamet yaşayacak, aslında hiçbir kanal onu kurtaramayacaktır. Tehlike büyük.
 
Benim aklımda daha değişik bir çılgın proje var. Karadeniz’in ortasından göğe doğru yükselecek ve aya kadar uzanacak bir boru hattı inşa etmek. Bir gün Yavuz Ördek hocanın o korkunç patlaması gerçekleştiğinde Karadeniz’in suları boru hattıyla aya nakledilecek. Ayda su ve hayat yok diyorlar. Karadeniz’in oraya nakledilmesiyle hem İstanbul kurtulacak, hem de ay canlanacak, yeşillikler, ormanlar, hayvanlar, balıklar. Yarın ayda turizm başladığında lüfer ve hamsi yemeye oraya gideceğiz. Kim bilir, belki Trabzonspor bile oraya taşınır.
 
 
İkinci Suriye
 
Bir tespit: “Libya, Kuzey Afrika’nın Suriye’sine dönüşüyor.”
 
RT Erdoğan bunu duymuş olmalı ki oraya da asker gönderme kararı aldı. Esad’ı deviremedi, ama general Haftar’ı devirip Tobruk’ta Cuma namazı kılmayı umut ediyor. Galiba sonunda kılınacak olan cenaze namazları olacaktır.
 
Ve bu işten Türkiye’nin kazancı, 2 milyon daha Libyalı göçmen olacaktır.
 
 
İsimsiz imzalar
 
Gümülcine belediyesindeki “Spartakos” listesi, bu yakınlarda vefat eden müftü Hafız Cemali Meço adının kentin bir sokağına verilmesini önereceğini açıkladı.
 
Önerinin imzaya açıldığı söyleniyor. Azınlıktan birçok kişinin, ancak isimleri gizli kalmak şartıyla imza edebileceklerini bildirdikleri kulağımıza geldi. Bu çapraşık duruma bir formül aranıyormuş.
 
 
Dikkat et kaçırma ipin ucunu
 
Kalmasın elinde…
 
İki mebus İlhan ile Zeybek arasında kavga. Azınlıkta bir ilk. Kutlu olsun! Zira KAVGA SAĞLIKTIR. Aman, nihayet bir kavga gördük ve gözlerimiz açıldı. Ama can alıcı soru şu: ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE?
 
Kavgayı başlatan İlhan Ahmet. Kemer altı vuruşuyla, Çolak’ın dediği gibi. Huylu huyundan geçer mi? Ona öfkeyle yanıt veren Zeybek.
 
Osurmak için bile izin alınması gereken Azınlıkta, kaba tabir kullanmak zorunda kaldığım için özür dilerim, bu kavgaya müsaade edildiğine göre, Derin Devlet acaba hangisini terbiye etmek veya yakmak istiyor? Zeybek’i mi, İlhan’ı mı? Can alıcı dediğim soru bu. Kimin İPİ  çekilmek isteniyor?
 
İlhan’ın son dönemde sağda solda Koca Kapı’dan şikayetleri (tabii dostlar arasında yalnız sözlü olarak ve “aramızda kalmak şartıyla”, ama Azınlıkta yayılmaz olur mu, biz saygı göstererek içeriğini ifşa etmeyeceğiz) bu kavganın yorumunda İPİN UCU olarak algılanabilir mi?
 
Madem ağzımızı bir defa bozduk, özür dileyerek devam edelim:
 
Dikkat et kaçırma ipin ucunu – Elinde kalmasın üçün uzunu.
 
26/12/2019
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Mizah, Batı Trakya, İlhan Ahmet, Hüseyin Zeybek, Recep Tayyip Erdoğan, Cemali Meço