FETÖ HEZEYANI

FETÖ HEZEYANI

  • FETÖ HEZEYANI

GÜNDEMİ YORUMLARKEN


Bir kişinin özel nedenler yüzünden, bunlardan en sık görüleni kendini savunmak amacıyla, uydurduğu veya başvurduğu HEZEYAN olarak özetleyebileceğimiz olay, kolektif bir hale dönüşürse, hem de ülke çapında “kolektif bir psikoz” haline dönüşürse, onu sonradan benimseyenler, ilk dillendiren kişiden daha ileri gidebilirler.


Bakınız, “Cumhuriyet” yazarı Mine Kırıkkanat örneğin, Türkiye’yi sarsan Ceren Özdemir cinayetinin, devletteki hâlâ tasfiye edilmemiş FETÖ unsurlarının eseri olabileceğine dikkati çekiyor. Bunu en satılmış yandaş bile düşünemez ve iddia edemezdi. Yüzbinler yetmemiş, kim sorarsa iktidara muhalif olan gazetecimiz yandaşları beş geçerek, bir başka deyişle, 16 Temmuz’da başlayan kıyımın devam etmesini salık veriyor. “Bulup atın şu FETÖ’cüleri!” Ve bu kıyım, ancak iki dayanakla yürütülebilir, POLİS DEVLETİ ve HAFİYELİK ile. Gazetecimiz besbelli bu iki kurumun güçlenmesinin de taraftarı, her demokrat yurttaşın daha ilk bilinçlenme adımlarında onlardan nefret etmeyi öğrendiği iki kavram.


Şimdi bize buradan aynı mihver üzere dalga geçmekten başka elimizden bir şey gelmiyor.


«Ceren Özdemir cinayetinin FETÖ’nün bir eseri olduğundan %100 eminiz. Ama elimizde hiçbir kanıt yok. Bir de kanıt bulabilsek.»


Yıllardan beri aşağıdakiler de aynen geçerli:


«Hrant Dink cinayetinin FETÖ’nün bir eseri olduğundan %100 eminiz. Ama elimizde hiçbir kanıt yok. Bir de kanıt bulabilsek.»


«Rusya büyükelçisi Karlov cinayetinin FETÖ’nün bir eseri olduğundan %100 eminiz. Ama elimizde hiçbir kanıt yok. Bir de kanıt bulabilsek.»


«Susurluk’ta Abdullah Çatlı’ya suikastın, Rus savaş uçağının düşürülmesinin, Muhsin Yazıcıoğlu’ya suikastın ve daha nice faili meçhul cinayetlerin ve hainliklerin hep FETÖ’nün eserleri olduğunu biliyoruz. Bunları kanıtlayamamış olmamızın hiçbir önemi yok. Bazı FETÖ’cülerin mahkumiyeti en büyük kanıt olacaktır.»


Selahattin Demirtaş, ülkede eleştiriye konu olan her olayın hükümetin sorumluluğundan sıyırıp FETÖ’ye yüklenmesini ve FETÖ’cü olarak suçlanıp azledilen ve cezalandırılanların yüzbinleri aşmasını şöyle alaya alıyordu (anımsadığım kadarıyla):


«Fethullahçılara Paralel Devlet dediler, ama bir de baktık ki paralel olan bunlarmış, AKP hükümetiymiş, asıl devlet Fethullahçılar imiş.»


Ankara eski belediye başkanı Melih Gökçek kaç kez ikaz etti, «FETÖ’nün elinde İstanbul’da büyük yıkıma yol açacak 6-7 büyüklüğünde yapay deprem üretebilen teknoloji var» diye. Bilim adamlarının sık sık sözünü ettikleri muhtemel İstanbul depreminin failini Melih Gökçek önceden ilan etmiş bulunuyor: FETÖ.


Eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, besbelli ABD’yi felaketten korumak kaygısıyla, Amerikalıları yetkililere Fethullah Gülen’in orada Türkiye’deki gibi bir darbe hazırlığı içinde olduğunu haber vermedi mi, hem de kaç kez?


Yalnız Adalet Bakanı mı? Bizzat RT Erdoğan, Fethullah Gülen Hocaefendi’nin iadesini isterken, Gülen hareketinin ABD’nin her eyaletinde örgütlenmiş olarak ülke için arz ettiği büyük tehlikeye işaret etmedi mi? Pek yakında Amerika’da da Türkiye’deki benzeri bir darbe hareketine girişeceğini Trump’a iletmedi  mi? Tam bu günlerde Trump, Demokratların kendine karşı darbe planlandığını açıkladı. Şimdi biz de Erdoğan’dan, Demokratların arkasındaki kişinin Fethullah terörist başının olduğunu ifşa etmesini bekliyoruz.      


«15 Temmuz askerî darbe girişiminin FETÖ’nün bir eseri olduğundan %100 eminiz. Ama elimizde kanıt yok. Tüm siyasî partileri kandırdım, tüm Türkiye’yi kandırdım. “Cumhuriyet” gazetesini kandırdım, bunu başarmak için her ne kadar bir darbe de orada yapmak zorunda kaldıysam. “Sözcü” gazetesini kandırdım, “seni kapatırım ha” diye tehdit ederek. Tehdit, elimin kınasıdır. Ama ne yazık ki Batı’yı bir türlü kandıramadım. Ne AB’yi, ne de ABD’yi. Tehdit, şantaj sökmedi. Bir de onları kandırabilseydim.»


Fethullah Gülen hareketinin gerçekte ne yaptığı ne yapmadığı, ona yöneltilen suçlamaların hangisinin aslı olduğu hangisinin olmadığı, 15 Temmuz’a katılıp katılmadığı bir yana, Türkiye’deki FETÖ olayı, kolektif bir psikoz halinin tüm özelliklerini taşıyor, Orta Çağ Avrupa’sındaki “cadı avı” ile yarışarak.

15 Temmuz darbe girişimine gelince; iktidarın itinayla dayattığı karartmanın dışına çıkıp FETÖ hezeyanından kurtulmayı başardığınızda, şu aşağıdakileri tespit etmemeniz mümkün değil, 15 Temmuz: 


1) Bir sahte darbe girişiminden ibarettir ve inandırıcı olması için kanlı bir harekete dönüştürülmüştür. 


2) 16 Temmuzda başlayan uzun süreli gerçek darbenin ilk basamağı olarak kullanılmış ve iş görmüştür. 


3) 16 Temmuz ile bir bütün oluşturup aynı “üst aklın” planı ve eseridir.


4) FETÖ karartması ve hezeyanı ile demokrasi, hukuk ve insan haklarının rafa kaldırılmasında ve AKP’nin devleti ele geçirmesinde kullanılmıştır.


5) AKP’nin büyük rejim değişikliği hedefinin (Kemalist, laik ve Batıya yönelik demokratik düzenden, ümmetçi, şeriatçı ve Doğuya yönelik totaliter düzene geçişin) bugüne deyin en önemli bir durağını oluşturmuştur.


6) Türkiye’deki rejim değişikliğinin ve sıradaki diğer felaketlerin başlangıç tarihidir.


Dur bakalım, FETÖ diye diye Türkiye daha neler yaşayacak! Beraberinde bizim Azınlık da.

21/12/2019


İbram Onsunoğlu