DEB, Abdullah Eren’in demecini kınayabilir mi?

DEB, Abdullah Eren’in demecini kınayabilir mi?

  • DEB, Abdullah Eren’in demecini kınayabilir mi?

GÜNDEMİ YORUMLARKEN
 
 
«Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) başkanı Batı Trakya kökenli Abdullah Eren’in BTT Dayanışma Derneği’nin Bursa şubesine yaptığı ziyaret sırasında “Batı Trakya’nın asıl sahipleri biziz” diye sarfettiği bu söz, ne maksatla söylenmiş olursa olsun, Türkler arasında kurtarılmamışç –irredentist kulakları okşamış olup, Yunanlılar arasında da aynen öyle algılanacak ve  Yunanistan’ın toprak bütünlüğüne kastediyor diye yorumlanıp kınanacak talihsiz bir demeçtir. Devamında Yunan-Türk gerilimini artıracak, BTT Azınlığına kem gözle bakmayı sağlayacak ve Azınlığın huzurunu bozacak dinamiğe sahiptir. Demeci kınıyor ve sahibinden düzeltmesini talep ediyoruz.»
 
Koca Kapı’dan tayinli başkanlarla yönetilen azınlık derneklerinden, azınlık milletvekilleri ve diğer siyasetçilerinden, azınlık medyasından böyle ve benzeri bir açıklamanın çıkarılabileceğini hayal edebiliyor musunuz? Sıkıyor mu? Tabii bunların tümü kurtarılmamışlık–irredentizm sevdasında değil, ama o yürek kimde var? Fakat bazı özel kişilerde var, bakın sosyal medyada bu demeç kınandı ve tartışmalara yol açtı. İleri gelenlerden bunu beklemeyin. Bizim Azınlıkta ileri gelen olmak için, önce vicdanını Koca Kapı’ya satman gerek, başka türlü ileri gelen olamazsın. Ve bizim Azınlıkta ileri gelen, arkadan giden demektir.
 
Bırakalım onları, DEB partisi üzerinde odaklanalım. Ben azınlık partisiyim diyen DEB, böyle önemli ve Azınlık içinde ilk kez oldukça tartışma yaratan bir olayda tavır koyup söz konusu demecin sahibini kınayabilir mi? Bırakalım kınamayı, diyelim ki DEB de kurtarılmamışçı görüşlere sahip ve demeci alkışlamak istiyor, alkışlayabilir mi? Aradan bir hafta geçti, niye kınamıyor veya alkışlamıyor da, muku, dut yemiş bülbül gibi susuyor her zamanki gibi? Derin Devletten talimat gelmemiş de onun için. Talimat gelirse, talimatına göre kınar da, alkışlar da. Çünkü DEB, Azınlığın partisi değil, Derin Devletin bir oluşumu ve organıdır.
 
Mantıken kınama yönünde bir talimat gelmez. Derin Devlet kendi adamını kınatmaz. Bunu yaparsa bilin ki o adamını harcamaya karar vermiştir. Abdullah Eren’i harcamaya karar vediğine dair henüz bir işaret yok. Demeci alkışlatır mı? Alkışlatmayı çok ister, ama akıl harcı değil, çıkacak olan gürültüden çekinir ve alkışlatmaz. Alkışlatırsa ve DEB’ten demeci destekleyen bir karar çıkartırsa, gürültü ve kargaşayı amaçlıyor demektir. O zaman hazırlanın, 18 Haziran 1989 Operasyonu tekerrür edecek demektir, ama bu yönde bir işaret ve kanıt yok. Talimat gelirse, normal olarak “Hayıır! Yanlış anladınız. Öyle demek istemedi, iyi okuyun.” gibi bir şeyler içeren bir açıklama çıkarılması emredilir. Ama sonra bunun arkasını getirmek gerekecek, DEB muhatap alınacak, oysa böyle bir yükün altından kalkacak eleman yok. O halde en mantıklı tavır, “hiç tavır” olarak karşımıza çıkıyor. Nitekim öyle de oluyor. Ve DEB bağırıyor: “Ben Azınlığın bir partisi değilim, Derin Devletin bir organıyım.”
 
Başınıza bir şey gelmesini istemiyorsanız, kulaklarınızı tıkayın ve duymazmış gibi yapın.
 
3.11.2019
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan, Türkiye, DEB Partisi, Abdullah Eren