Naimler’in Necati abinin ölümünün ardından

Naimler’in Necati abinin ölümünün ardından

  • Naimler’in Necati abinin ölümünün ardından

Sarıyer kumsalına kurulan bir çadırın öyküsü


1967’nin yazı. O yaz nasılsa tütün tarlasında çalışmaktan muafiyet almışım. İstanbul’da bir yıllık tıp tahsilinden dönmüştüm ve Selanik’te devam etmek için üniversitelerin açılmasını bekliyordum. Oraya aktarma yapacağım.

 

Tatildeyim. Tatil de nasıl yapılırmış? Ben bilmiyorum, ama pareya biliyor. Pareya kalabalık ve neredeyse hepsi esnaf çocukları. Hatırladıklarımı bir sayayım: Hasan Kaşıkçıoğlu (Papadaki), benim gibi o da aktarma yapmayı bekliyordu. Hüseyin Kanavaz, Celal Bayar’dan bir başka sınıf arkadaşım, o aktarma yapmayacaktı. Mustafa Bacaksız, öğretmenlik yapmaya başlamış mıydı yoksa daha başlamamış mıydı, hatırlamıyorum. Sabri Halil, liseyi o yıl bitirmişti. Kitapçı Sami’nin Özkan, daha lise öğrencisi. Bakkal İbram aganın Ömer, Celal Bayar’ı terketmişti. Başka arkadaşlar, Figura Hasan, Bulent İsmail, en küçüğü İsmail Akın. Pareyaya sonradan eklenenler Emin Sadullah (Kuzu), Serdar Mahalleli eczacı İsmail, daha öğrenciydi. Bunların tümü ve daha başkaları, öyküsünü anlatacağım Sarıyer sahilindeki Bekârlar Çadırı’ndan geçtiler.

 

Tatil dediğin denize, yani sahile çadır kurmakla olur, diyor bu işi bilen arkadaşlar. Nereye? Sarıyer’e. Azınlık esnafı oraya çadır kurup yazın tadını çıkarıyor. Biz de Sarıyer’e gidelim, çadır kuralım. Oldukça kalabalığız, büyükçe bir muşamba çadır bir hayli pahalı ve bizde para yok. Birisinden bir fikir ortaya atılıyor, gidip birilerinden, bir zenginden çadır parası isteyelim, olmaz mı? Kimden? Naimler’den. Naimler o sırada Azınlığın en zengini kabul ediliyordu. Böyle bir dilencilik yapılır mı? Hadi istemeye gittik, verirler mi? Naimler’e çadır parası istemeye gidelim diye en çok ısrar eden Özkan. Pareyadan bu iş için iki kişi görevlendiriyor, Bacaksız Mustafa ve ben. “Sizin ağzınız laf beceriyor” diye yılanı deliğinden çıkarmayı bize yüklüyorlar.

 

Şimdi yerinde çok katlı apartmanların ve dükkânların bulunduğu Eski Cami’nin yanıbaşındaki Naimler’e ait olan kereste fabrikasına gittik. Kardeşlerden küçük olan Necat’la karşılaştık. Derdimizi önce ona açtık. Sesini kısarak “Agama gidip söyleyin, ondan isteyin” dedi. Büyük kardeş Necati’nin nerede olduğunu gösterdi. Büroda Necati abiden başka Sabahattin Galip te vardı. Orada memur olarak çalışıyormuş. Bir de derdimizi onlara anlattık. Ben değil, konuşan Bacaksız idi, o benden daha “yüzsüz”. Ben, yer yarılsa yerin dibine girsem.

 

Necati abi bizi dinledikten sonra “Tamam” dedi, “Gidip beğendiğiniz bir çadırı alın ve gelin parasını vereyim.” Ne sevinmiştik. Koşup arkadaşlara haber verdik.

 

Sonra o çadırı Sarıyer’de diğer çadırların yanına kumsala kurduk. Çadır kurmaktan en iyi anlayan Bulent, onun katkısı ve gözetimiyle. Sonra, yaz boyunca o çadırdan yukarıda andığım arkadaşlar ve daha başkaları geçti ve misafir edildi. (Çadırımızın önünde çıktığımız bir fotoğrafı paylaşıyorum.)

 

Yaş 19. Sarıyer kumsalındaki çadırda 40 günlük bir deniz sefası. Ve unutulmaz anılar. Öyle tatlı ve kaygısız bir dönem bir kez daha yaşamımda tekrar etmedi. Bütün bunlar Necati abinin bize hediye ettiği çadır sayesinde oldu.

 

O günden bugüne aradan geçen 50 yıl içinde Naimler’in Necati ile özel bir ilişkimiz olmadı. Arada bir karşılaştıkça selamlaşırdık, ayaküstü bir çift laf ederek. Beni hayrete düşüren, yazılarımı ve faaliyetlerimi izlemekte oluşu idi. İki yıl öncesine kadar Çukur Kahve’ye çıkardı. Orada birkaç kez kısa süreli ve derin olmayan sohbete tutulduk, o kadar. Hep aklımda olduğu halde bize hediye ettiği o çadır yüzünden kendisine teşekkür edecek uygun anı yakalayamadım.

 

Necati abinin 10 Ağustos arife günü Gümülcine hastanesinde öldüğünü haber verdiler. Hayattayken teşekkür edememiştim, ama şimdi ölümünden sonra yapacaktım bunu. Öbür işlerimi erteledim, cenaze törenine katılmaya karar verdim, bunu bir teşekkür ifadesi gibi kabul ederek. Diğer çadır arkadaşlarından benden başka hiçbiri Gümülcine’de değildi, bütün onlar adına da, o uzak 1967’de bize unutulmaz mutlu bir yaz yaşamamıza sebep olduğu için onu Kahveci Mezarlığı’nda toprağa verirken kendisine teşekkür ettim. Necati abi iyi yolculuklar!

İbram Onsunoğlu 


Ετικέτες: İbram Onsunoğlu