AHMET’İN ÖLÜMÜ

AHMET’İN ÖLÜMÜ

  • AHMET’İN ÖLÜMÜ

Minarelerinden camilerinin Kırmahalle’nin

üç sala okundu bu sabah erken,

ölenlerini haber vererek

ve ilan ederek isimlerini.

Tanıdığım çıktı biri,

irkildim anlayınca kim olduğunu.

Eski bir arkadaşım, Ahmet, okuldan.

Almanya'da ölmüş,

cenazesini Gümülcine'ye getirmişler bile. 

Müezzin ilan etti salada, 

Yeni Mahalle mezarlığına defnedilecek.

Onu Almanya'ya gideli beri

belki kırk beş yıl oldu görmeyeli.

Tanıdıklarla arada selam yollardı.

Sonra yaz ayları bazen

Gümülcine'ye geldiğini duymuş olurdum.

Ancak karşılaşmadık

bunca yıldır bir kez bile.

Burada değildim ben de çoğunlukla.

Ne o beni, ne de ben onu aradım.

Bazen selamını alırdım,

bazen de haberini,

ortak tanıdıklar yoluyla işte, o da sık değil.

Ama böylelikle Ahmet korudu

belleğimdeki yerini.

Onlarca daha

çocukluk arkadaşlarım gibi,

mahalleden, okuldan, oyun alanlarından,

bir gün Türkiye’ye göç edip giden

ve bir kez daha hiç dönmeyen.

Böylelikle değişti her şey birkaç yıl içinde,

her yer.

Mahallemiz boşaldı,

boşaldı yollar, alanlar,

okulda sınıfımız da.

Arkadaşlarım

birer birer ortalıktan kayboldu,

komşularımız.

Şaşkın, anlamadan ne olduğunu,

neden herkesin Türkiye’ye gittiğini

yalnız bırakıp beni.

Bir gün ilkokul sınıf dört,

Faize o gün okulda yoktu,

hiç unutmam,

sıradaki yeri boş kaldı.

Gelmedi o gün,

ne de daha sonra, gelmeyecekti bir daha.

O da dediler göç etti ailesiyle.

Bana hiç haber etmeden, aniden.

Ne üzülmüştüm!

Oysa ben onun için,

onu görmek için koşardım her gün okula,

görmeye gamzeli gülüşlerini.

Çöktü içime hüzün.

Okulun da tadı kalmadı Faize yokken.

Kızmaya başladım

sevdiklerimi elimden alan,

Türkiye denilen bilmediğim bu memlekete.

Biz nedense göç etmedik,

gücümüz yoktu sanırım.

Ama beklemiştim bize gelecek diye sırası,

50’li yılların ortası,

bir köy gibiydi büyük

şehr-i  Gümülcine,

yoksulluk taşan tütüncü köyü.

Boşalan evlere yeni komşular geldi köylerden,

Mahalleler doldu,

doldu sokaklar çocuk sesiyle.

Yeni arkadaşlar hüznü bastırdı belki,

dinmedi ama özlem,

giden eskilerine.

Hayal ederdim onları

dönmüşler gibi,

birlikte top koştururken çay üstünde,

Bokluca’da çimerken,

tokurcunların arasında

ve saman yığınlarının

koşup oynarken yine Harmanlık’ta.

Sonra 60’lı, sonra 70’li yıllar,

o çocuklar artık büyümüş, delikanlıydılar.

Yoksulluk taşardı Gümülcine’den hep,

ve işsizlik.

Almanya ortaya çıkınca,

koşup işçi oldular.

Birkaç yıllığına, öyle dediler hepsi giderken.

Ama dönebildi bazısı ancak.

Çoğunluk orda kaldı daimî

ve yaz tatilinde o da arada bir gelerek memlekete.

Ve sonra son yolculuğunda

gömülmek üzere,

bazılarının vasiyeti. 

Size anlatmaya çalıştım

iki göç hikayesi,

Ahmet’in ölümüyle anımsadım bütün bunları,

tükenirken üyeleri burada bizim kuşağın

Türkiye ve Almanya’da.

 

22.7.2019

 

 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: İbram Onsunoğlu