İŞTE RÖPORTAJIN KENDİSİ

İŞTE RÖPORTAJIN KENDİSİ

  • İŞTE RÖPORTAJIN KENDİSİ

45 yıl önce
Georgios Mamelis
ile yapılmış ve yayımlanmamış bir röportaj
7
 
TARİHTEN BİR YAPRAK
 
 
Şimdi de soru ve yanıtlarıyla tüm röportajın Türkçe çevirisi:
 
SORULAR
Trakyalılar Ocağı başkanı Georgios Mamelis’e.
 
Sayın Başkan, size sorularımı sunmazdan önce Trakya hakkında oradaki Müslüman-Türk Azınlığı ile ilgili olarak düşüncelerimizi kısaca açıklamayı yararlı görüyorum.
 
Batı Trakya’nın Yunanistan çapında kendine özgü yeri ve nüfus yapısı, biz Trakyalılara, hem bir toplumun hem de öbür toplumun mensuplarına, çok önemli ve tarihî bir zorunluluk olan bir görev yüklemektedir. Buna göre biz, Batı Trakya’daki Yunanlılar ile Müslüman-Türk Azınlığı sıkı dostluk ve sevgi bağlarıyla bir arada yaşayabileceğimizi kanıtlamaya çağrılıyoruz, nasıl olsa yüzyıllardan beri bize hükmeden ortak alınyazısından sonra bir bakıma birbirimizle artık özdeş olmuşuz. Ve en başta iki halkın tarihinin gösterebileceği bunca başka örnekler yanında biz de bir tane daha bir arada uyumlu yaşama örneği, sonra da durumlar gerektirince sesini duyuracak bir barış gücü oluşturalım. Trakyalılar arasında bu tarihî görevin bilinci her ne kadar istenilen ölçüde yaygın değilse de, biz, Batı Trakya’da iki toplum arasında süregelen uyumlu yaşamanın gelecekte toplumların kendilerince bu açıdan özel bir dikkat ve özenle ele alınacağını umuyoruz.
 
 
SORU 1
 
Bu anlayış içinde Trakya halkının, özellikle Müslüman –Türk Azınlığının, Trakya’nın sizin gibi değerli evlatları Yunanlılarla yakından tanışmasının, “Trakyalılar dayanışmasını” daha da gelişmesine katkıda bulunacağına ve yukarıdaki amaca hizmet edeceğine inanıyoruz.
 
YANIT 1
 
Türk-Yunan dostluğu, ki Batı Trakya’da iki toplumun huzur içinde yaşamasına sıkı sıkıya bağlıdır, benim içimde başlangıcı ta çocukluk yıllarıma uzanan köklenmiş bir inanıştır. Bu inancımın çekirdeği daha o zaman oluşmuş ve bir ömür boyu objektif, olumlu ve mantıkî muhakeme yoluyla biçimlenmiştir. Yani herhangi ince bir hesabın ve çıkarın artığı değildir; düşünceyi etkileyerek onu fanatizme, kine ve düşmanlığa dönüştürebilecek bütün o olumsuz yönleri bir yana iten, sarsılmayan temellere dayalı bir ilke (principe)’dir.
 
Öte yandan ben, Siyasetin bütün hilelerinden uzakta, kendini kültür sahasına adamış bir insan olarak, iki halkın tarihini, toplumsal durumlarını, karakterlerini inceleyerek, olgular ve olaylar üzerinde felsefe yürüterek (böyle demek caizse), uzun süren bir yoğrulmadan ve kimi acı kimi tatlı tecrübelerden sonra, katı, sarsılmaz bir sonuca vardım: Yunan-Türk dostluğunun olabilirliğine ve zorunluğuna. Bir Yunan siyasetçisi Venizelos’un dehası ve Yeni Türkiye’nin yaratıcısı Kemal Atatürk’ün realizmiyle bu dostluğun temelleri zaten atılmıştır. İkisinin de inancı, İstanbul Rum Toplumu ile Batı Trakya Müslüman Toplumunun Yunan-Türk dostluğuna yardım edecek ve bunu işleyecek ayrıca iki bağ teşkil ettiğiydi.
 
Buna göre iki toplumun bir arada uyumlu yaşamasının önkoşulu, kendiliğinden anlaşıldığı gibi, gölgesiz bir Yunan-Türk dostluğudur. Bunun, sizin deyiminizle istenilen çapta yayılması için gönüllere erişmeyen, önyargıları dağıtmayan yalın bir tanışma değil de, din ve ırk ayrılıklarına aldırmayan, geçici kuşkulu amaç ve çıkarlara hizmet etmeyen sürekli, düzenli bir çalışma gerek.
 
Sizin deyiminizle tanışma, benim inancıma göre dostluk önkoşul olmak üzere, bu denli arzu edilmesine rağmen, bu denli de gecikmiş olan bu bir arada yaşamayı gütmenin ilerlemesi ve gelişmesi için, önce onu sağlam temellere oturtmalı, sonra da kabul ettirmek ve korumak üzere mücadeleye hazır olmalıyız. Çekiliş yerinde, araçlarda ve amaçlarda İÇTENLİK, bu çabanın temel niteliği olması gerektiği kanısındayım. Bu özelliktir ki onun gelişmesi için gerekli karşılılık, eşdeğerlik, karşılıklı saygı, dayanışma ve isteğe kaynak olacaktır; böylece o, bütün kesimleri, bütün sorunları kucaklayacak, olabildiğince geniş kitleleri etkileyecek, her seferinde gerçeği çekinmeden yüksek sesle haykırabilecektir.
 
İki toplumun kimi üyeleri arasında buna benzer bir dostluk ve işbirliği “idea’sı” oluşmuş mudur, genç Yunanlı ve Türkler tarafından bir topluluk, bir birlik, bir dernek kurulması gereği bilincine varılmış mıdır, her iki tarafta da “idea’nın” somut bir varlık kazanması için çekirdekler var mıdır, bilmiyorum, ama bunun gerçekleşmesi, iki toplumun bir arada sarsılmaz bir şekilde yaşamasına ve Yunan-Türk dostluğunun canlılık kazanmasına önemli bir etken teşkil edecektir.
 
Bu denli iyimser öngörülere gebe bu cabanın başarılı olmasını gönülden dilerim; başarı kazanacaktır da, yeter ki ciddiyet ve sorumlulukla ele alınsın, güttüğünüz güzel amcalar konusunda kamuoyu aydınlatılsın ve gerçeği kötüye kullanmaya yarayacak biçimde değiştirilmesine müsaade edilmesin.
 
(Mamelis, 2. ve 3. sorulara yanıt vermekten kaçınıyor.)
 
 
SORU 4
 
Trakyalılar Ocağı’nı Batı Trakya Müslüman Türk Azınlığı ile ilgili bir konu hiç meşgul etmiş midir?
 
Azınlık Trakya’da kendi başına bir varlık olarak kendine özgü diye niteleyebileceğimiz sorunlarla karşı karşıyadır. Bunlar, azınlık üyelerinin Trakya’nın ekonomik kalkınmasına katkıda bulunan daha faal vatandaşlar olmalarını engellemektedir. Bu sorunlar yönetim makamlarının iyi niyetiyle çözümlenebilirdi, ancak çözümlenmeden kaldığı için bütün Trakya’da ve daha genel olarak zararlara yol açmaya başladı. Trakyalılar dayanışması anlayışı içinde bu konu üzerindeki görüşleriniz nelerdir?
 
YANIT 4
 
Bütün toplumlarda olduğu gibi Azınlığın da bazı sorunları bulunacaktır; bunlardan bazılarının çözümü gerektiği için veya çözüm olanağı bulunmadığı için belki belirli kimseleri olumsuz yönde etkilemektedir. Bütün bu askıdaki sorunlar incelendikten sonra yetkili yerlere sunulursa, çözümü kuşkusuz kolaylaşır. Ama sanmıyor musunuz ki buna benzer veya başka türlü sorunlar Yunanlı sakinlerin de başında değildir? Öte yandan devlet işleri, kamusal yarar işleri bütün sakinlerin malı değil midir? Ayrıca Azınlık üyeleri hakkında haksızlık veya farklı muamele yapıldığını saptayınca haklarını arayacak yetkili organlara da, kayda değer basına da sahiptir.
 
 
SORU 5
 
Gelecek öğretim yılından itibaren merkezi Komotini (Gümülcine) olmak üzere Trakya Üniversitesi çalışmaya başlıyor. Bu olay bizi sevince ve gelecek için umuda gark ediyor. Trakyalı bir eğitimci olarak bu sevince hangi görüşlerle katılıyorsunuz?
 
Trakya Üniversitesi, yeri gereğince, daha çok bölgesel bir yüksek kültür-eğitim merkezi niteliğini taşıyacaktır. Sağlayacağı öbür yararlar yanında, Azınlık ta içinde olmak üzere tüm Trakya nüfusunun kültür düzeyinin yükselmesine katkıda bulunacağına inanıyoruz. Ancak anadili Türkçe olan Azınlığın bugünkü iyi yürümeyen orta eğitimi ve azınlık liselerinde yetersiz Yunanca öğretiminden ibaret kötü koşullar içinde, önlem alınmazsa, kendisine sunulan fırsattan, tabiî Trakya bölgesinin çıkarları aleyhine, daha genel olarak ulusal çıkarların aleyhine olmak üzere, üniversite kuruluşundan yararlanabileceği konusunda kuşkularımız vardır. Bu sorunun bir çözüm yolu da, belki, iki azınlık lisesi mezunlarından adaylara giriş sınavlarında kimi kolaylıklar sağlanması olabilir. Bu konu üzerindeki görüşleriniz nelerdir?
 
YANIT 5
 
Merkezi Trakya şehirlerinde olacağı için üniversite bölgesel bir kültür-bilim merkezi sayılmamalıdır. Kuşkusuz en çok Trakya sakinlerine yararı dokunacaktır, ama saçacağı ışıkla daha geniş bir çevreyi etkilemesinden başka türlüsü düşünülemez. Ve gelişirken –benim inancıma göre- öbürleri yanında Balkanlar bölgesini, Yarımadamızın halklarının uygarlığını ve dillerini inceleme ve araştırma kürsülerine de sahip olacaktır.
 
Azınlık öğrencilerinin üniversiteye giriş konusuna gelince, imtiyazlı bir davranış eşitlik ilkesini bozacak ve hoşnutsuzluk yaratacaktır, oysa böylesinden kaçınılmalıdır. Bilindiği gibi, öbür Yunan üniversitelerinde buna benzer bir önlem –sınavsız giriş- yabancı uyruklular için geçerlidir, ama onlar Yunanistan’da kalmayacaklardır. Personel yetersizliğinden ileri gelen boşluklar giderilip, azınlık öğrencilerinin Yunanca öğrenimi sorunu düzelinceye dek Alman üniversitelerinde olduğu gibi Kurs tipinde SIKI DERSLER uygulaması –böylelikle aday öğrencilerin belirli bir süre içinde, örneğin tatil döneminde, eksikliklerini giderme amacı güdülmesi- düşünülebilir ve böylesi zorunludur da.
 
 
SORU 6
 
En son, sayın Başkan, doğduğu yerde Türklerle bir arada kardeşçe yaşamanın deneyimine sahip, ama oradan göç etme dramını da yaşamış seçkin bir Trakyalıdan Trakyalı Müslüman Türklere mesaj ve öğütler iletmek bizim için bir şeref meselesi olacaktır.
 
 
YANIT 6
 
Mesaja dair isteğiniz, verdiğim yanıtların tüm içeriğiyle tatmin oluyor sanıyorum. Uygun bir zamanda yeni bir görüşmeye hazır olduğumu söyleyerek.  
 
 
Azınlık Postası bürosunda Salahaddin Galip’in masasının üstüne yukarıda okuduğunuz metnin yazılı olduğu kağıtları bıraktım. Bu üç sayfalık röportaj beni 6 aydan çok uğraştırmıştı. Salahaddin abinin yüzündeki ifadeyi hiç unutmayacağım. Ne bir tebessüm, ne bir mimik. Duvar gibi ifadesiz bir yüz. Ne de bir söz.
 
devamı birkaç gün sonra
 
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Azınlık, Tarih, Batı Trakya, Georgios Mamelis