YUNANCA SİYASÎ MAKALE YAZMAK

YUNANCA SİYASÎ MAKALE YAZMAK

  • YUNANCA SİYASÎ MAKALE YAZMAK

MAMELİS dizisi içinde yeri geldi Yunanca ile olan macerama da değindim. İlgili anlatıma, eski Celalbayarlılar ilgi gösterdiler. Yunanca, Celal Bayar’da hepimizin sivri sorunuydu. Laf lafı açar, aklıma bir başka öykü geldi. Yabancı bir dili iyi bilmişliğin ölçütü olarak o dilde siyasî makale yazabilmek ile ilgili bir öykü.
 
Anlattığım maceramın üzerinden 1965’ten bu güne 55 yıl geçmiş. Bugün Azınlıkta Yunanca bilmişlik oldukça yüksek bir düzeyde, iki dilli diyebileceğimiz -hem Türkçeyi hem de Yunancayı iyi bilen ve konuşan- azınlık bireylerinin sayısı gittikçe artıyor. Ama Yunanca yazanlar, siyasî makale yazanları-yazabilenleri kastediyorum, kaç kişi?
 
Öyle bir donanıma sahip her kişi makale yazacak değil tabii, ilgilenmeyebilir, o tarakta bezi yoktur. Ama ilgilenenler, arada bir herhangi bir konuda ihtiyaç hasıl olduğunda siyasî ve siyasî-toplumsal içerikli Yunanca bir metin, bir makale yazan kaç kişi var, yazısı basında veya sosyal medyada yayımlanan? Azınlıktan isimli olarak kimleri biliyorsunuz, Gümülcine’den, İskeçe’den, Dedeağaç-Evros’tan?
 
Öykümü anlatmaya gelelim. Makedonya Cumhuriyeti’nde “Balkanlarda etnik azınlıklar” konulu bir etkinlik-konferans düzenlendi. 1990’lı yılların sonuydu sanırım, dağınık arşivlerimi karıştırsam kesin tarihini bulacağım, ama üşeniyorum. Yunanistan’dan konferansın düzenlenmesine katkıda bulunan Makedon Azınlığın siyasî oluşumu “Gökkuşağı”. Türk Azınlıktan davet edilen, “Azınlık ve İnsan Hakları İçin Türk Azınlık Hareketi” adlı birlik, Abdülhalim Dede ile birlikte kurduğumuz. Bu azınlıksal birlik, bilmiyorum hatırlayan var mı, bir süre faaliyet gösterdikten ve birçok olaylar karşısında tavır alıp açıklamalar çıkardıktan sonra sessizce ortalıktan çekildi. “Koca Kapı’nın onayı olmadan ve O’nun salt denetim ve egemenliği altına girmeyen Azınlıkta hiçbir dernek, birlik, siyasî veya kültürel oluşum kurulamaz, kurulsa bile hayatta kalamaz” kuralı bir kez daha doğrulanmış oldu. Neyse.
 
Ben Makedonlara bizden Yüksek Tahsilliler Derneği’nin de (YTD) davet edilmesini öneriyorum. Nitekim Tetovo-Kalkandelen’de yapılacak olan konferansa Dernek te davet ediliyor. Yönetim kurulu kimlerden oluşuyordu, başkan kimdi, hatırlamıyorum. Ama YTD çoktandır artık “kendine malik” değildir, vicdanını Koca Kapı’ya teslim etmiştir. Ama ben daha umudumu yitirmiş değilim. 1990 yılında Dedeağaç hastanesine gidip gelen doktorlar arasında başlıca tartışma konumuz, azınlıksal niteliğini yitirip “kocakapısal” olan eski YTD yerine yeni bir YTD nasıl kurabiliriz idi. Yan yattı çamura battı, tartışmanın ötesine geçilemedi. Neyse.
 
Günler, haftalar geçti, ben üsteliyorum, ama YTD, Makedonların davetine icabet edecek mi etmeyecek mi karar veremiyor. Sonunda Kalkandelen’e gitmek ve orada YTD’yi temsil etmek üzere İLERİ gazetesini çıkaran Halil Haki görevlendiriliyor (!). Haki Makedonya ve Üsküp’ü görmeye can atıyor, ama YTD’nin üyesi değil. Dernek yönetimi daveti adeta başından savıyor. Bir “neyse” daha çekelim.
 
Bir ayrıntıyı daha vurgularsam iyi olacak. Biz azınlıkçılık fikrine hizmet ediyoruz, Koca Kapı’nın kupayı değiliz ve onun için masrafları herkes cebinden ödüyor. İnhanlı Direnişi için yapılan ianeden artan kalan paralardan da almıyoruz. Onları, hatırladığım kadarıyla, Vaaz ve İrşat Heyeti teslim aldı, nerede harcadığını siz ne kadar biliyorsanız, ben de o kadar biliyorum. “Bırak Koca Kapı ödesin! Onlar için çalışmıyor muyuz?” gibi görüşler de bizim yabancımız ve Anadolu insanının ödediği vergilere derin saygımız var.
 
Kalkandelen’deki dağın tepesindeki bir hotelde düzenlenen konferansta üçümüz de konuştuk, ortak açıklamayı hazırladık, imzaladık. Bunlar sonra Trakya’nın Sesi gazetesinde yayımlanmış olmalı.  Karlı dağ yolundan aşağıya kasabaya indik. Haki Makedonya’ya bizden ayrı bir gün önce trenle gelmişti, Üsküp’ü de gezebilsin diye. Selanik’e üçümüz de birlikte benim arabayla döndük. Yola koyulmazdan önce konferansta tanıştığımız üç yerli Türk gazeteciyle bir köftecide yemeğe oturduk.
 
Yemekte sohbet ediyoruz. Bir ara konu, Makedonya Türklerinin ülkenin resmî dili Makedonca ile olan ilişkisine geldi. Bizim gibi onların da sorunları vardı. Makedonyalı gazeteci arkadaşlardan biri, adını unuttum, Türkler arasında Makedoncayı iyi bilenlerin az olduğunu söyledi. Ama kendisi iyi biliyordu, Süleyman Demirel Üsküp’ü ziyaret ettiğinde ona tercümanlık yapmıştı. “Gazetelerde benden başka Makedonca siyasî makale yazabilen bir başka Türk yok” dedi.
 
Bir yabancı dili iyi bilmişliğin kriteri olarak o dilde siyasî makale yazmak, Makedonyalı arkadaşın söylediklerinden kafama takıldı. Ben Yunanca siyasî yazılar yazmaya daha cunta döneminde 1974 yıllarının başında başlamıştım. Sonra 1974 yazında Cunta düştükten sonra o korkunç terör koşullarında Azınlığa yapılan saldırılara karşı Yunanca yazmaya asıl o zaman başladım. Bugüne dek arada hep yazarım.
 
Bugün Azınlıkta herhangi bir konuda, azınlıksal veya genel, ihtiyaç hasıl olduğunda siyasî ve siyasî-toplumsal içerikli Yunanca bir metin, bir makale yazan kaç kişi var, yazısı basında veya sosyal medyada yayımlanan? İsimli olarak kimleri biliyorsunuz, Gümülcine’den, İskeçe’den, Dedeağaç -Evros’tan? Dedeağaç’tan Yaşar Dağlı, İskeçe’den Cemali Mülazım, Gümülcine’den Kamil Sıcakemin ve Mustafa Çolakali.
 
Dikkat ettiniz mi, bu kişilerin tümünü Koca Kapı’nın marjinalleştirmeye çalıştığına? Bugün terbiyem üstümde, daha ağır bir ifade kullanmak istemiyorum. Bu kişiler, marjinalleşmeyi ve daha ötesini göze almış kişiler. Daha başkaları çıkmıyorsa, yazı yazan, konuşan, fikrini söyleyen, eleştiri yapan, faal bir azınlık bireyi olan daha başkaları çıkmıyorsa, Koca Kapı’nın kendilerini marjinalleştirmesini ve daha ötesini göze alamadıkları için çıkmıyor. 
 
Türkiye’nin azınlık politikasının acilen değişmesi ve düzelmesi gerek. Azınlığın gelişmesini engelliyor. Söylemeye bıkmayacağım.
 
15.7.2019
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan, Azınlık, Yunanca, Dil