İLHAN AHMET’in çevresinden pis kokular

İLHAN AHMET’in çevresinden pis kokular

  • İLHAN AHMET’in çevresinden pis kokular

GÜNDEMİ YORUMLARKEN
 
 
Mebus İlhan Ahmet’in Mustafa Çolakali ile bana açtığı ikinci ceza davasının da celpnamesini aldım. Duruşma 26 Kasım tarihinde.
 
“Bu kızanlan çokça uğraşıym. Seçim öncesi günler, seçmenlerini şaşırtmaya çalışıym da decekler” diye bir vicdan sorunumu da böylece aşmış oldum. O benimle–bizimle kalleşçe uğraşıyordu. Celpname, onu içinde yuvarlandığı bataklıkta boğmam için de beni meşrulaştırmış oldu.
 
Son bir olayı anlatayım.
 
Bir kızımız var, Batıtrakyalı. Kemalist. Politize olmuş bir kişi. Sosyal medya facebook’ta faal. Pek yürekli ve onun için kendisine sempati duyduğum bir arkadaş. İsminin açıklanmasını istemedi. Korktuğundan değil, hasta olan babası kızının bir tehdit olayına karıştığını ve tehlikede olduğunu öğrenmesin diye.
 
AK-trol pozisyonunda bir başka Batıtrakyalı görünümlü bir kişi var, kullandığı ad, Hakan Yener. Bursa’da yaşadığını iddia ediyor. Muhtemelen yalancı bir ad ve yalancı bir hesap. Bu kişi Mebus İlhan Ahmet’in destekçisi, fırsat düştükçe mebusa övgü yağdırıyor.
 
Bundan birkaç gün önce Hakan Yener alçağı, aşağıya koyduğum iletiyi paylaştı. Görüldüğü gibi kızımızı tehdit ediyor. Dayak veya ölümle tehdit ediyor. Gittikçe mafyalaşan Türkiye’de olağan şeyler. Kızımız savcılığa haber veriyor. Bir şey çıkar mı, zaman gösterecek.
 
Şimdi Hakan Yener alçağını ve paylaşımını “beğendim” diye tıklayan birkaç kişi çıkar. Bunların arasında tanıdık bir isim: İlhan Ahmet. Kızımız isim benzerliği olmasın diye araştırır, uzman kişilere gidip sorar. Hayır, her defasında karşısına mebus çıkmaktadır. Dayak veya ölüm tehdidini “beğendim” diye tıklayan bizim mebus İlhan’dır.
 
İletiyi “Batı-K Trakya” sayfası yayımlar. Benim yaptığım yorum: “Dur be ‘Batı-K Trakya’, bu Hakan Yener denen faşist mafya, H. S. adlı Batıtrakyalı kızımızı dayak veya ölüm ile tehdit ederken, bu tehdidi İlhan Ahmet ‘beğendim’ diye mi tıklamış? İnanamıyorum! Lütfen doğrula veya düzelt. Tekrar ediyorum, bunu yapmış olabileceğine inanamıyorum.”
 
Aradan 10 gün geçti. İlhan’dan bir yalanlama veya yanlışlıkla oldu gibilerden bir açıklama bekliyoruz. Ama çıt yok. Söyleyecek bir şeyi olduğu zaman anında tepki gösteren mebus dut yemiş bülbül gibi suskun.
 
Tehdidi “beğendim” tıklamasını yapan ve bu kadar alçalan kişinin İlhan olduğuna yavaş yavaş ben de inanmaya başlıyorum.
 
Ama İlhan’ın yalancı facebook hesaplarıyla ilişkisi yalnız Hakan Yener’le sınırlı değil diyor arkadaşlar.
 
Yalancı hesap, genellikle alçak kişilere ve şahsiyet bozukluğu olan aşağılık kompleksli  insanlara sorumluluğunu üstlenmeden istediğini yazıp söyleme ve hakaret ve iftira etme olanağını sağlıyor.
 
Mustafa Çolakali, çok güzel ve “herkese vermeye hazır” bir genç kızın İlhan Ahmet’e ait bir yalancı hesap olduğunu nasıl keşfettiğini anlatıyor gülerek.
 
Kamil Sıcakemin, İlhan’ın kurup yönettiğinden kuşkulandığı daha birçok yalancı facebook hesabının bulunduğunu söylüyor ve bana bunlardan bazılarının isimlerini açıklıyor. Yani İlhan’ın propagandasını yapan ve algı operasyonları tertipleyen gerçekte var olmayan kişiler.
 
Böyle bir sahte hesap ta Enver Kalaycı adına çalışıyor. Bu sahte kimlik, MİT ajanı rolünü oynuyor ve İlhan’a o da toz kondurmuyor. Uzmanlığı da Evros’taki Aleviler. Özellikle Kamil’e hakaret ve iftira ediyor. Bana ve Mustafa’ya da hakaret etmekten eksik olmuyor.
 
Bu aşağılık herif, geçenlerde İlhan’ın Kamil’e açtığı davanın gizli yargı dosyasından bir belge yayımladı. Kamil’in verdiği ifadede sekreterin bir hatası olarak din hanesine ilgili belgede onun “Hıristiyan Ortodoks” olduğu yazılmış. Oradan çekilerek, bu aşağılık, Kamil’in gizli Hıristiyan olduğunu ilan ediyordu. Olay sosyal medyada oldukça tartışıldı, Azınlıkta nice paranoyak bir ortam yarattığımızı da kanıtlamış oldu. Kalaycı’nın bu iletisine “beğendim” diye tıklayan isimlere bir bakın, Takım ve çırakların çoğu orada, aynı çete.
 
Bir grup vatandaş, Azınlıkta gizli Hıristiyanların bulunduğuna inanıyormuş, bu durum ortaya çıktı. Verebilecekleri hiçbir örnek yok, çünkü o dönmeler kendilerini gizlemekte, Müslüman gibi görünmeye devam etmekteler. Ama onlardan biri ölünce, cenazesini kaldırmaya papaz gelecekmiş, gerçek ancak o zaman anlaşılacakmış (!!!). Azınlığın hastalanmaya başladığının bir işareti.
 
Kamil, olayı savcılığa şikayet etti, hatanın düzeltilmesini istedi, Enver Kalaycı’ya dava açtı.
 
Ama her şeyden önce ortada yanıtlanması gereken şu soru vardı: Enver Kalaycı’ya o belgeyi kim verdi? İlk akla gelen isim İlhan Ahmet. Yargı dosyasına erişim hakkı olan iki kişi var, davacı ile davalı, yani İlhan ile Kamil. Kalaycı o gizli belgeyi yayımlamakla İlhan’ı (dolaylı olarak ta olsa) töhmet altında bırakıyor, sanki “ben bu belgeyi İlhan’dan aldım” diyor.
 
Biz de İlhan’a sorduk, bütün bu durum karşısında sen ne diyorsun? Kalaycı dolaylı olarak bu belgenin senin tarafından kendisine verildiğini söylüyor. Onu yalanlayacak mısın? Savcılığa girip te dosyayı çaldığını mı iddia ediyorsun? Kalaycı’yı kınayacak mısın? Seni böyle kalleşçe suçlayan kişi aleyhinde dava açacak mısın?
 
İlhan’ın daha önce de gizli yargı dosyasından bir belgeyi rakibi aleyhinde kullandığı bir olay var mı?
 
Ama mebustan çıt yok. Söyleyecek bir şeyi olduğu zaman anında tepki gösteren mebus dut yemiş bülbül gibi susuyor.
 
Onun için diyorum, İlhan Ahmet’in çevresinden burnumuza pis kokular geliyor. Siz de duymuyor musunuz?
 
2.7.2019
 
 

İbram Onsunoğlu



Ετικέτες: İlhan Ahmet, Kamil Sıcakemin, Mustafa Çolakali, Hakan Yener, Enver Kalaycı, Batı Trakya, Yunanistan, Türkiye, MİT