ANA VATANIN AZINLIKTA KENDİ BAĞIMSIZ LİSTELERİ

ANA VATANIN AZINLIKTA KENDİ BAĞIMSIZ LİSTELERİ

  • ANA VATANIN AZINLIKTA KENDİ BAĞIMSIZ LİSTELERİ

TARİHTEN BİR YAPRAK
 
45 yıl önce
Georgios Mamelis
ile yapılmış ve yayımlanmamış bir röportaj – 2
 
 
CELAL ZEYBEK
 
UHDE meselesi dedik. Azınlıksal yaşamın bir kesimini ve oradaki eylemlerden birini gösterin ki Koca Kapı’nın UHDE’sine girmesin. Yoktur. Sözde azınlık derneklerinden herhangi birini gösterin, o derneğe sahip çıkın ve genel kurulda yönetim için liste indirin. Gelecek olan tepkiler ve uygulanacak hileler bir komedi yazacak kadar malzeme oluşturur. Gençler Birliği’nde ve Yüksek Tahsilliler’de yaşanmış olayları anımsıyorum, belki kamuoyunda o kadar çok bilinmez, ama anlatıp konuyu iyice dağıtmak istemiyorum. İstanbul’da yerel seçimlerde İmamoğlu’na yapılanlar bok yesin yanında. 
 
Peki Azınlıktaki yerel yönetim ve milletvekili seçimleri? Seçimler, artık UHDE denilen o rezaletin dik ortasındadır. Milletvekili seçimleri 18 Haziran 1989 Operasyonu ile oraya oturtulmuştur.
 
Celal Zeybek, 1977-1981 döneminin İskeçe milletvekili, o büyük operasyonun yürütüldüğü Haziran 1989 seçimlerinde YD partisinden tekrar aday olan bir “talihsizdir”. Dünürü Mümin Ağabey, Atina’da TC Büyükelçiliğinin çalışanıdır ve onun vasıtasıyla elçiyle görüşme fırsatı yakalar. “-Efendim, Ana Vatan bize kendi bağımsız listelerini hazırladığını ve onların desteklenmesi gerektiğini iletmiş olsaydı, ne haddimize, hiçbirimiz partilerden aday olmazdık.” (Celal’in sözlerindeki iğnelemeye dikkat edin. O kadar olur!) “-Size aday olmayın diye talimat gelmedi mi?” “-Hayır efendim, asla!” “-Nasıl olur, size bunu bildirmiş olmaları gerekiyordu.” “-Hayır efendim, kimse bildirmedi. Sahi, bana bunu kim bildirecekti?” “-Mehmet Emin Aga.”
 
Ve Aga’nın adını duyan Celal Zeybek nezaketi bir yana bırakarak patlar.
 
M. Emin Aga, Yunan Yönetiminin işbirlikçisi diye suçlanan, İslamcı ve antikemalist olarak, Türkçü ve susuz Kemalist Celal’in İskeçe’deki ideolojik rakibidir bir ömür. Gerçi Aga daha 1973’lerde “millî takıma transfer olmuştur” ve İskeçe Müftülüğü makamını temsil ettiği için manevî babası Hasan Hatipoğlu’nun da katkılarıyla derhal Takım’da yerini almıştır, Celal Zeybek ise Takım’da yer bulamayacak ölçüde dürüst bir şahsiyettir ve oraya girmek için aranan “puştluk” kriterlerini üzerinde taşımamaktadır. Ama Celal, Aga’nın metamorfozundaki samimiyete hiçbir zaman inanmamıştır ve ondan hep yeni “ihanetler” beklentisi içindeydi.
 
1985 genel seçimleri ilk kez liste usulü yapılacaktı. Siyasî partiler Gümülcine ve İskeçe’de azınlık adaylarını listelerde seçilebilir sıraya koymayacaklardır görüşü hakimdir Azınlıkta. Seçimlerden çok önce, bir buçuk yıl önce yanılmıyorsam, Halil Haki’nin “İleri” gazetesinde benimle yaptığı bir söyleşide “Azınlık, bağımsız listelerini hazır bulundurmalıdır” diyordum, “partiler azınlık adaylarını seçilmeyecek 3. ve 4. sıraya koydukları anda harekete geçirmek üzere”. Orhan Hacıibram’ın bir makalesi elime geçti “Trakya’nın Sesi”nde, o çok daha emin ve kesin konuşuyor: “Partiler, azınlık adaylarını seçilebilecek sıraya koymayacaklardır, onun için bağımsız listeler hemen oluşturulmalıdır” diye yazıyor.
 
Seçim öncesi Gümülcine lakayt kalırken, İskeçe Abdülhalim Dede’nin “kışkırtıcılığı” ile harekete geçer ve “siyasete gönül vermişler” arasında toplantılarda bağımsız liste konusu görüşülmeye başlar. Hatırladığım kadarıyla toplantılara A. Dede’den başka, Celal Zeybek, Mehmet Emin Aga, Orhan Hacıibram, Hikmet Cemiloğlu ve daha başkaları vardır. Ama Ahmet Faikoğlu yoktur, o PASOK’tan aday olmayı beklemektedir. Ben yokum, İskeçeli olmamam yüzünden değil o kadar, Selanik’e taşınmışım, orada ihtisas yapıyorum, zırt pırt memlekete gidip gelemem. Artık olup bitenlere eskisi gibi bilfiil katılmıyorum.
 
Bağımsız liste, bir savunma hareketidir, saldırı hareketi değil, partiler azınlık adaylarını seçilmeyecek sıraya koydukları anda ortaya çıkarılacaktır, İskeçe’deki toplantılarda böyle bir karar alınır. Ama partiler Gümülcine ve İskeçe’de azınlık adaylarını 2nci, yani seçilebilir sıraya koyarlar. Gümülcine PASOK’ta geçerli kurala göre Ahmet Mehmet Muncura’nın sırası 1incidir, nitekim 1inci sırada olduğu önce ilan edilir, ama sonra değişiklik olur ve Ahmet 2nci sıraya yerleştirilir. PASOK’un şövenizmi, buna isterseniz ırkçılık deyin, bir azınlık Türkünün liste birincisi olmasına tahammül edememiştir. Ama Azınlık, şahsında kuralların çiğnenmesine tahammül etmeye mecbur kılınır. Oh, yalnız o olsaydı hani. Azınlığın sokulduğu tüm statü zaten anayasa ihlallerinden başka bir şey değildi.
 
Herhalükarda bağımsız liste oluşturma şartı ortadan kalkmıştır. Bunun üzerine Orhan ve Abdülhalim hareketten çekilirler. Zira bağımsız liste seçim eşiğini aşamayıp milletvekili çıkarmayacağına göre, partilerden de azınlık adaylarının az oy toplamalarına neden olacak ve seçilmelerini engelleyecektir. (Buna rağmen Azınlıktan 2 binden az oy aldığı halde PASOK listesinde 2nci sıradaki Ahmet Faikoğlu milletvekili seçilir.)
 
Bu düşüncelerle Orhan ve Abdülhalim çekilirler, ama diğerleri devam eder ve İskeçe’de BARIŞ isimli 3 kişilik bağımsız liste oluşturulur. Sıralama şöyledir: 1. Mehmet Emin Aga. 2. Hikmet Cemiloğlu. 3. Celal Zeybek. Liste seçim eşiğini tutarsa, çok zor ama ihtimal dahilinde, Aga milletvekili seçilecektir. Celal, kendine hiç şans tanımayan sıralamaya itiraz etmez, hatta Aga’nın liste başı olmasında o ısrar eder. Celal, “Azınlıkçı ve Türkçü” olarak ilan edilen BARIŞ listesine ille de Aga’nın katılmasını istemektedir ve yem olarak liste birinciliğini kullanmaktadır. Bana niye BARIŞ listesinin kurulmasında ve Aga’nın listeye girmesinde ısrar ettiğini anlattığı zaman gülmekten kendimi alamadım. Bağımsız liste kurma hazırlıkları yapılırken, Aga’nın küçük aşırı sağcı bir partinin İskeçe il başkan yardımcısı olduğunu kanıtlayan bir belge yayımlanır. Dolayısıyla BARIŞ’ı terkedip o partiden aday olma ihtimali vardır Aga’nın. Celal, hiç güvenmediği Aga’nın bu dönekliği yapabileceğine inanmakta ve bunu engellemek için onu BARIŞ’a sağlam bir şekilde bağlamaya çalışmaktadır. Ayrıca Aga’nın Azınlıkçı ve Türkçü bağımsız listeden adaylığının, onun Yunan servisleriyle olan işbirliğini de iyice sarsacağına inanmaktadır.
 
Celal, BARIŞ listesinin özellikle kendi ısrarıyla kurulup seçimlere katıldığına inanıyordu. Aga’nın oradan aday oluşunu da kendi çabalarına bağlıyordu. Oysa sonradan anlaşıldığına göre, gerçek, Celal’lin sandığından biraz daha değişikti. İskeçe’deki bağımsız BARIŞ listesi ve Gümülcine’deki bağımsız münferit aday Sebahattin Galip çoktan Koca Kapı’dan icazet almış ve destek sağlamışlardı. Dolayısıyla İskeçe’de BARIŞ listesi belki Celal’ın ısrarıyla kurulmuştu, ama seçimlere katılımı talimatla olmuştu.
 
1985 seçimleri Koca Kapı’nın testi olarak hem İskeçe’de hem de Gümülcine’de başarılı geçti. Bu başarı, Derin Devlet yapısını meraklandırdı ve araya Sebahattin Galip’in erken ölümü girince önümüzdeki seçimler için büyük operasyon hazırlıklarına başlandı. Artık tüm Azınlık, azınlık çıkar ve sorunlarıyla ilgili olmayan konularda kullanılmaya hazır bir vaziyete getirilecekti.
 
“İstihbarat” ile ilgili olduğu için önemli noktaları gizlenen Azınlığın yakın geçmişi hakkında diğerleri yanında beni meşgul eden şu sorular var: 1. Mehmet Emin Aga ve genel olarak İskeçe Müftülüğü “millî takıma” ne zaman transfer oldu? 2. İskeçe Müftülüğünde yeterli nitelikleri haiz olmadığı halde (hangi gücün dayatmasıyla) kâtip olarak alınan Ahmet Faikoğlu hakkında Yunan istihbaratının ajanı diye söylenti ve belgeler dolaşırken onun Türk tarafına geçişi ne zaman gerçekleşmiştir? 3. MİT, Sadık Ahmet’e “liderlik ve mebusluk boncuğunu” ne zaman verdi? Hayatî önem taşıyan 18 Haziran Operasyonu için Sadık’ı en uygun kişi olarak tercih edip te Takım’ın “hiyerarşisini” ve tepkilerini hiçe sayarak? 1987’de mi, öyle sandığımız gibi, yoksa daha 1985’te mi, Sebahattin Galip’in ani ölümünden hemen sonra? Bu sorulara yanıt ararsak ve bulduklarımızı yazarsak konu iyice dağılacak. Başka zamana.
 
Celal Zeybek’in büyükelçiye verdiği yanıtı söylemedim… “-Mehmet Emin Aga size bu seçimlerde aday olmayın diye Ankara’nın talimatını iletmedi mi?” “-Teessüf ederim efendim! Siz ne diyorsunuz? Birinin vasıtasıyla Ana Vatan’ın bana ileteceği mesajı dinlemeyip yok kabul edeceğim tek kişi Mehmet Emin Aga’dır.”
 
Bu dizinin ilk bölümünde Azınlıktaki eğitimle ilgili birçok retorik soru sormuştum, bunlardan ilkine yanıt vereyim bari. Ben de bilmiyordum, Yorgos Mavromatis’in IMXA’daki konuşmasından öğrendiğime göre Yunan üniversitelerinde okuyan azınlık mensubu öğrenci sayısı an itibariyle 550’den çokmuş. Bahşedilen kontenjana göre en çok 350 öğrenci olması gerekiyormuş. Dolayısıyla 150’ye yakın öğrenci, kontenjan imtiyazını kullanmadan giren öğrenciler imiş.
 
1970’li yılların başlarında ise Selanik’te 20 kadar öğrenciydik demiştim. İlk öğrencilerdik.
 
 
OKTAY ENGİN
 
Ama 10 yıl önce, 1950’li yılların ortalarında yine Selanik Üniversitesi hukuk fakültesinde okuyan bir tek azınlık öğrencisi daha olmuştur, Oktay Engin. 6 Eylül 1955 tarihinde Selanik’te Mustafa Kemal Atatürk’ün evine MİT’in talimatıyla bomba koymakla suçlanmış ve 6-7 Eylül Hadiselerinin –Pogromunun tetikçisi olarak gösterilmiş olan hemşerimiz, azınlık milletvekili Hafız Faik’in oğlu idi.
 
birkaç gün sonra 3. bölüm
 
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Tarih, Batı Trakya, Celal Zeybek, Oktay Engin, Mehmet Emin Aga, Sadık Ahmet, Azınlık