AZINLIKTA “UHDE” MESELESİ, NEDİR?

AZINLIKTA “UHDE” MESELESİ, NEDİR?

  • AZINLIKTA “UHDE” MESELESİ, NEDİR?

TARİHTEN BİR YAPRAK
 
45 yıl önce
Georgios Mamelis
ile yapılmış ve yayımlanmamış bir röportaj – 1
 
 
LAF LAFI AÇAR
 
“Laf lafı açar” diye bir ifade var ya, benim yazılarımda sıkça oluyor bu, bir konuyu anlatırken onunla ilgili veya ona benzeyen bir başka konuyu anımsıyorum, sonra onu da anlatmaya kalkıyorum ve uzatıp gidiyorum.
 
“İstanbul Rumları” başlıklı son yazılarımın birinde, iki azınlığın, BT Türk Azınlığı ile İstanbul Rum-Hellen Azınlığının, birbirine yaklaşıp dayanışma içine girmesi gündeme geldi ve böyle bir şeyi ilk kez ne zaman düşündüğümü anımsamaya çalıştım. 1970’li yılların başlarındaydı. İşte şimdi bu ilk olayı anlatacağım. Gerçi asıl anlatacağım konu başka, 45 yıl önce Georgios Mamelis ile yapılmış ve yayımlanmamış bir röportaj, ve bu çok daha uzun, azınlıklararası dayanışma olayı onun içinde bir ayrıntı. Boş zamanınız varsa, okumaya değer sanıyorum.
 
Belki yine uzatacağım, ama huyum kurusun, anlatımımda müphem ve karanlık nokta bırakmak istemiyorum.
 
 
1965-75 DÖNEMİNDE SELANİK ÜNİVERSİTESİNDE OKUYAN AZINLIK ÖĞRENCİLERİ
 
Anlatacağım anılar 1970’li yılların başından, o dönem Selanik Üniversitesinde okuyan azınlık öğrencileri 20’yi bulduk. Daha birkaç yıl boyunca gelen birkaç öğrenci, bunlara yüksek okullarda okuyan birkaç öğrenciyi daha katarsak, 1965-1976 döneminde aktarma yolu kapanıncaya dek toplam 35 öğrenci geçtik Selanik’ten. O kadar. Ondan sonra 1996 yılında azınlık öğrencileri için pozitif bir ayrım olarak %0,5’lik kontenjan uygulanmaya başlayıncaya dek, 20 yıl boyunca 1976-1996 döneminde, orta eğitimden sonra Yunanistan’daki 3. derece eğitim kurumlarında, üniversite ve yüksek okullarda, bir tek azınlık öğrencisi yoktu.
 
1982 yılında Yüksek Tahsilliler Derneğini kurarken yasaya göre gerekli kurucu üye sayısını zor tamamlamıştık.
 
Bu an itibariyle Yunan üniversite ve yüksek okullarında okuyan azınlık öğrencilerinin sayısının kaç olduğunu biliyor musunuz? Türkiye üniversitelerinde okuyan azınlık öğrencilerinin sayısını? Bunlarda mezun olanlardan her yıl kaçı Batı Trakya’ya dönmekte, kaçı Türkiye’de kalmaktadır? Şu an Azınlıkta üniversite mezunu kaş kişi var, bunların kaçı Türk ve kaçı Yunan üniversitesi mezunu? Yunan üniversitelerinde azınlık öğrencilerinin çok konuşulan başarısızlık oranı (tahsili terketmek zorunda kalanların oranı) nedir? Daha devam edeyim mi? Benzer soruları ilköğretim ve ortaöğretime de uzatabiliriz. Azınlıkta ilkokula giden kaç öğrenci var? Bunların kaçı azınlık okullarına, kaçı devlet okullarına devam etmektedir?...
 
Ciddi bir azınlık, “başına buyruk ve özerk”, bütün bunları izler, kaydeder, bilir ve belirli aralıklarla verileri tartışıp nelerin değiştiğini saptar ve gerekli önlemleri almaya çalışır. Bizde öyle mi? Biz işimizi avukata – Koca Kapı’ya verdik, azınlıkçı vicdanımızla birlikte, oradan öte kimsenin ne böyle konular, ne de başka konularla cidden ilgilendiği var. Azınlıkçılık sevdasıyla biri kalkıp ilgilense, bazı tespitler ve gözlemler yapsa ve görüş dile getirse, takdir toplamak yerine vallahi azar işitir ve adamı pişman ettirirler. Örnek mi istiyorsunuz?
 
 
KAMİL SICAKEMİN
 
Kamil Sıcakemin’in Gümülcine Harmanlık Mahallesine azınlık okulu açılması için bundan birkaç yıl önce başlatıp ta bu yıl terketmek zorunda kaldığı hareket Azınlığa dayatılmış şartları göstermesi bakımından güzel bir örnektir. Yönetim Kamil’in önerisine sıcak bakmaz ve ipe un sererek işi yokuşa sürer. Ama büyük engeller ve okul açma hareketini baltalama, Azınlığın kendi içinden gelir. Kamil’in önüne ona bu başlattığı hareket yüzünden engel çıkaran ve hakaret eden insanlar çıkartılır sık sık. Sonra, örneğin, İbrahim Şerif’in “hayır duasını” almaya gittiğinde, Kamil ondan girişimini takdir ve cesaretlendirme beklemektedir, “Tebrik ederim seni oğlum” gibilerden. Onun yerine bir güzel haşlar Kamil’i Azınlığın efendisi: “Sen kim oluyorsun da okul açma hareketi başlatıyorsun? Kime sordun?...” Tabii İbrahim Şerif kendi görüşünü değil, Koca Kapı’nın görüşünü yansıtmaktadır. İbrahim Şerif ve Takım, Koca Kapı’nın görüşünü dillendirmek için programlaştırılmış robotlardır.
 
Kamil uzun süre Azınlıktan uzak yaşadığı için, Atina’da 15 yıl, burada nasıl bir rejimin dayatılmış olduğunu tam olarak anlayamamıştır. Eğitim ve okul açma konuları, Lozan’ın ve yasaların ne dediği önemli değil, bu yetkiler kesinlikle Koca Kapı’nın UHDE’sindedir ve kişilere teslim edilemez. Kendi bildikleri gibi bu konulara el atanların eli oracıkta kırılır. Harmanlık Mahallesine okul lazımmış. Bunu Koca Kapı bilmiyor da Kamil mi biliyormuş? Bu ne cürettir! Vurun kahpeye! 
 
 
ALİ KAMBER
 
Neden mi başvuruyor bizim Koca Kapı böyle “kirli işlere”? Koca Kapı’nın azınlık politikasını daha iyi kavramanız için anımsadığım bir başka eski olayı anlatayım. Yüksek Tahsilliler Derneği’ne denetim altında olmayan bir başkan Ali Kamber seçildiğinde, yeni başkan genel kurulda alınan bir kararı uygulamak üzere “Azınlık eğitimi” konulu bir konferans düzenler. Konferans sabote edilir ve gerçekleşmez. Yunan Yönetimi tarafından değil canım, Yunan Yönetiminin sabote etmeye gücü yetmez, hem artık böyle şeylere tenezzül etmiyor. Sabote eden Koca Kapı. Bu amaçla kullandığı organlardan biri Öğretmenler Birliği. Birlik, yayımladığı açıklamasında konferansı kınamakta ve sabotaj çağrısı yapmaktadır, “Eğitim, BTTÖ Birliği’nin UHDE’sindedir”, yani Koca Kapı’nın demek istemektedir, dolayısıyla Yüksek Tahsilliler bu konuya el atamaz.
 
Azınlık Türkçesinde bulunmayan UHDE sözcüğü belki ilk kez kullanılıyordu Batı Trakya’da. “Sorumluluk, yetki alanı, görev alanı” anlamına geliyormuş. Dışişleri’nin mi yoksa MİT’in mi dilidir, araştırmadım. Ama MİT’in olsa gerek.
 
KKE, azınlık eğitimi konusunda etkinlik düzenler, İskeçe’de çoğunluk öğretmenler sendikası aynı konuda toplantılar düzenler, ama Azınlık Yüksek Tahsilliler’e azınlık eğitimiyle ilgilenmek yasaktır… Hâlâ isyan etmiyorsanız, belki devamında isyan edersiniz. Zira devamı var.
 
Ben sırf konferans için Selanik’ten gelmiştim, yapacağım sunumu da hazırlayarak. Bir de ne göreyim, salon bomboş ve dizilen sandalyelerde kimse oturmuyor. Dernek yönetim kurulunun yarısı bile sabotaja katılmış. Koca Kapı Ali Kamber’e ve her Ali’ye Azınlıkta kimin borusunun öttüğünü gösteriyordu (!!). Sanki böyle bir iddia varmış gibi, Don Kişot gibi yel değirmenleriyle savaşan Koca Kapı.
 
Yedi sekiz kişi kadar toplanmıştık. Konferansın katılımsızlık yüzünden olmayacağı anlaşıldıktan sonra salonu bırakıp büroya girdik ve içeride bir süre sohbet ettik. Sohbete giren konulardan biri de, Yönetimin o dönem azınlık okullarına Pomakçayı sokma çabaları idi, özellikle İskeçe’de yoğunlaşan, bir arkadaş dillendirdi. “Azınlıksal millî çizgi” gereği “Üniter Türk Azınlık” ilkesi savunuluyor, azınlık okullarına Pomakçayı sokma çabası Azınlığı bölmeyi amaçlayan Yönetimin bir tezgahı olarak değerlendiriliyordu. Bürodaki sohbet, millî çizgiye tam uyum içinde gerçekleşmişti.
 
Bir gün sonra sabotaj talimatını dinlemeyen ve o sohbete katılanlardan bir arkadaş Çukur Kahve’ye gider. Bir masada başkonsolos ile birlikte İsmail Rodoplu ve daha birkaç kişi oturmaktadırlar, o da yanlarına oturur. Takımım üyesi Rodoplu: “Ne o be artlik, hayırlısı olsun. Okullara Pomakça nasıl girer, dün bu konuyu görüşmüşsünüz. Nasıl, Pomakçayı okullara sokabilecek misiniz?”
 
Rodoplu, talimata uymayan o arkadaşı konsolosun yanında bile bile yalan söyleyerek karfilemektedir. Sonra, Koca Kapı’ya hafiye takımının aynı içerikte rapor sunduğundan ve bu raporun ciddiye alındığından emin olabilirsiniz: “O gün toplantı yapan 8 Yunan Yönetimi yanlısı kişi azınlık okullarına Pomakça dili öğretiminin girmesi ve gerektiği yerde Türkçenin kaldırılması konusunu görüştüler.” Sen ne yapsan o rapor değişmeyecektir. Zira Koca Kapı’daki atmosfer böyle hafiyelikleri benimseyecek şekilde –hastalıklı şekilde biçimlenmiştir.
 
 
CELAL ZEYBEK
 
UHDE meselesi dedik. Azınlıksal yaşamın bir kesimini ve oradaki eylemlerden birini gösterin ki Koca Kapı’nın UHDE’sine girmesin. Yoktur.
 
birkaç gün sonra 2. bölüm
 
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan, Azınlık, Tarih, Kamil Sıcakemin, Ali Kamber, İsmail Rodoplu, İbrahim Şerif, BTAYTD, Türkiye