SELANİK ULUSLARARASI KİTAP FUARI

SELANİK ULUSLARARASI KİTAP FUARI

  • SELANİK ULUSLARARASI KİTAP FUARI

DENGE
 
 
Selanik’teyim. Pazar, 12/5/19. Selanik Üniversitesi’ndeki 3 günlük 1919-1922 Türk-Yunan savaşı konferansını kaçırdım. Bugün uluslararası kitap fuarının son günü, hiç olmazsa orasını ziyaret edeyim bari. Ve gittim.
 
Kitap fuarı, her yıl Selanik Fuarı tesislerinde kapalı geniş bir alanda yapılıyor, kitaplarını sergiliyen yüzlerce yayınevi, tüm sergilikleri-stantları bir günde gezmek mümkün değil. Aklımda birkaç kitap var, rastlarsam onları alacağım. Katılımlara hiç göz atmadım. Hangi yabancı ülkeler var, Türkiye de var mı, varsa nerede? İki yıl önceki aynı kitap fuarını ziyaret etmiş ve birkaç Türk stantı görmüştüm. Bunların arasında Trakya Üniversitesi’nin stantı, orada ziyaretçileri kabul eden de Batıtrakyalı bir genç idi. Bu yıl da geldiler mi?
 
İçerisi çok kalabalık, beklemediğim ölçüde. Demek ki Yunanistan’da hâlâ kitapseverler çok. Dikkatimi çeken birkaç kitabı elime alıp karıştırıyorum, psikiyatri kitapları bunlar. Her ne kadar emekli olduktan sonra artık psikiyatri ile uğraşmayacağım diye kendi kendime söz vermiş olsam da. Sonra Türkiye ve Türk tarihi ile ilgili kitaplar dikkatimi çekiyor, bir de Türk yazarlardan çeviriler. Tanıdık bir çehre arıyorum, ama bulamıyorum.
 
Birkaç yerde, 30-40 kişilik topluluklar önünde kitap tanıtımları yapılıyor. Bunlardan birinin yanından geçerken “Türkiye” sözü kulağıma geliyor. Kulak veriyorum, bugünkü Türkiye ile ilgili bir kitabın tanıtımı yapılıyor. Boş bir sandalyeye oturup dinleyiciler arasına ben de katılıyorum. Tanıtımı yapanlar, kitabın iki yazarı. Ben sonuna yetişmişim, çok şey dinleyemedim. Sonra sorular, yanıtlar. Kitabı almaya karar veriyorum. ΤΟΥΡΚΙΑ, το τρένο του μεγάλου εκσυγχρονισμού (TÜRKİYE, büyük çağdaşlaşmanın treni, 2019), 170 sayfa. İki yazarı, Giorgos Angeletopulos ve Evangelos Areteos, 1990’lı yılların başından beri Türkiye’yi defalarca ziyaret etmiş ve orada uzun süre kalmış kişiler.
 
Kitap, yayınevinin stantında satılıyor, oraya gitmek gerek, ama bir hayli uzakta. Önce etkinliğin bitmesini bekliyorum, sonra bir grup insan iki yazarla birlikte kalabalığın içinden stantın bulunduğu yere doğru yürüyoruz, birçok durak yaparak, orada yazarların kitabı imzalaması için kuyrukta bekleyiş. Kitabı alabilmek için bir saatten çok zaman harcamış oluyorum. Şöyle bir göz atıyorum kitaba. O geleneksel olumsuz, kınayıcı, önyargılı dil değil kitaptaki. Kapağın arka yüzündeki en önemli tespitini aktarayım: “Sonuç olarak Türkiye demek ki muhafazakârlaşmıyor. Tam tersi: Recep Tayyip Erdoğan’ın arzusu hilafına ve  muhafazakâr ve milliyetçilerin çığlıklarına rağmen Türk toplumu şiddetle çağdaşlaşıyor.” (!!) Hayrete şayan bir tespit. Okumayı tamamladığımda ilginç bulursam belki ben de bir tanıtım yazısı yazarım.
 
Dolaşmaya yeniden başlıyorum. Yüzlece sergilik ve on binlerce kitap, ilgimi çekenleri elime alıp karıştırıyorum. Bu arada almayı düşündüğüm kitapları aramayı unuttum. Türkiye ve Türklerle ilgili birçok yeni kitap var, Türk yazarlardan yeni çeviriler var, yayınlanmış olduğundan hiç haberim olmayan. Dikkatimi çeken birine göz gezdiriyorum. “Σχολείο, ιστορία και πολιτική στην Τουρκία –ΤΟ ΤΟΥΡΚΙΚΟ ΕΘΝΟΣ ΣΤΑ ΣΧΟΛΙΚΑ ΒΙΒΛΙΑ ΤΗΣ ΚΕΜΑΛΙΚΗΣ ΠΕΡΙΟΔΟΥ” (Türkiye’de okul, tarih ve siyaset –KEMALİST DÖNEMİN OKUL KİTAPLARINDA TÜRK ULUSU, 2018), 160 sayfa. Yazarı, Hrisafi Androniki, Atina Üniversitesi Türk Etüdleri Bölümü mezunu bir eğitimci. Kitabın kapağındaki notu Türkçeye çeviriyorum: “Türk ulusu, kendine özgü ekonomik ve sosyopolitik koşullar altında biçimlenmiştir. Bu kitap, Kemalist dönemin okul kitaplarında ortaya çıktığı haliyle, eğitimin, Türk kimliğini yaratma yolunda nasıl kullanıldığını göstermeyi amaçlamaktadır.” Kitabı satın alıyorum.
 
“Papazisis” kitabevinin standı en büyüklerinden idi ve orada çok sayıda kitap sergileniyordu. “Orta Doğu” dizisinden kitaplara bakıyorum, Türk tarihiyle ilgili birçok yapıt var. Mehmed Fuad Köprülü’nün ünlü yapıtı “Οι απαρχές της Οθωμανικής Αυτοκρατορίας” (Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu) 280 sayfa, o da orada, 2001’de Yunancaya çevrilip basılmış. Çevirmen Stefanos Papageorgiu. Lisede edebiyat öğretmenimiz Firuzan İşman Divan Edebiyatı derslerinde Fuad Köprülü üzerinde uzun uzun durmuştu, ilk oradan biliyorum, sonra daha başka kaynaklardan. Fuad Köprülü’nün kitabını da alıyorum.
 
Az ileride bir başka sergilikte bir dergi gözüme ilişiyor, “ΤΕΤΡΑΔΙΑ πολιτικού διαλόγου, έρευνας και κριτικής” (Siyasî dialog, araştırma ve eleştiri DEFTERLERİ), bildiğim, ama hiç elime alıp okumadığım. Dergiyi karıştırıyorum, 210 sayfalık hacimli bir dergi, 2018 sonbahar ve 2019 ilkbahar sayısı diye yazıyor. Bizim Azınlıkla ilgili Angelos Sirigos’un uzun bir makalesi var dergide, “Ελληνική Θράκη και Τουρκία” (Yunan Trakyası ve Türkiye), 18 sayfa. Dergiyi de alıyorum. Ayaküstü neredeyse makalenin tümünü okuyorum. Angelos Sirigos, Panteio Üniversitesinde uluslararası hukuk ve dışilişkiler profesörü, Yunan-Türk ilişkileri üzerinde, ama özellikle bizim Azınlık üzerinde uzmanlaşmış bir akademisyen. Bundan iki yıl önce Yunan-Türk ilişkileri hakkında hacimli bir kitabı çıkmıştı, alıp okuyamadım, fuarda o kitabı aramak ta aklımda vardı. Sirigos’un görüşleri, büyük ölçüde Yunan derin devletinin görüşleriyle örtüşür, onlara akademik bir cila verir. Onun için eve gittiğimde makaleyi bir kez daha ve dikkatlice okuyacağım. Makalede Türkiye’nin Gümülcine Konsolosluğu aracılığıyla Azınlığı nasıl manipüle ettiği anlatılıyor. Eskiden bu suçlama muallakta kalırdı, artık gayet rahat dile getirilip kanıtlarla sunuluyor. Konsolosluğun yol açtığı baş ağrısından kurtulmak için onu kapatma önerisi de görüşülüyor, ortaya çıkması muhtemel yanetkilerden bu öneriye Sirigos şimdilik sıcak bakmıyor... Makaleyi Türkçeye çevirip paylaşmak aklımdan geçiyor, ama boşuna uğraşmış olacağım diye bu fikirden soğuyorum. Karınca kararınca kendi çapımızda siyaset üretmiyoruz ki. İşimizi avukata–Koca Kapı’ya vermiş olarak gayet rahatız ve talimat beklemekten başka bir şey yapmıyoruz.
 
Derken baktım, fuara geleli üç saatten çok olmuş. Daha dolaşmaya kalksam daha çok kitap alacağım. Yalnız ve arabasız geldim. Otobüs durağı bir hayli uzakta ve yamaç, iki emfraktüslü bir kalbin sahibi olarak o yükle yorulacağım. Fuardan ayrıldım. Bir ay sonra yine Selanik’te bu kez açık havada ulusal kitap fuarı olacak. Görmek ve almak istediğim kitapları o fuara bıraktım.
13/5/2019
 

İbram Onsunoğlu