AZINLIK MİLLETVEKİLLERİ VE ELEŞTİRİ

AZINLIK MİLLETVEKİLLERİ VE ELEŞTİRİ

  • AZINLIK MİLLETVEKİLLERİ VE ELEŞTİRİ

GÜNDEMİ YORUMLARKEN
 
 
Azınlık milletvekilleri öteden beri eleştiriye tahammülsüzdürler. 1967 öncesi durumlar nasıldı, pek bilemiyorum. Fakat Cunta sonrası 1974’ten beri durum böyle. Azınlık içinden gelen eleştirileri kastediyorum. Yoksa Çoğunluktan gelen eleştirilere (hakaret ve iftiralara) karşı enseler bükük ve kuyruklar apış arasındadır.
 
Bir eleştiri karşısında yanıt vermek, kendi görüşünü dile getirmek, onu düzeltmek veya yalanlamak yerine; homurdanmalar, kızmalar, öfkelenmeler, onu düşmanca bir hareket gibi görmeler, tavır koymalar, şikayet etmeler, selamı kesmeler, intikam almaya koşmalar. Eskiden pek dava etmeye gidilmezdi, şimdi zırt pırt eleştirenleri yargı önüne sevk ediyor bizim mebuslar, “bana hakaret ve iftira etti” diye ağlanarak, zira en iyi intikam bu yolla alınıyor. İsim de vereyim, hak yememek için, Hüseyin Zeybek ve İlhan Ahmet. Bu son moda Erdoğan’a benzemek sevdası mıdır, bir talimatı yerine getirmek hareketi midir, Azınlıktaki ahlak bunalımı ve yozlaşma içinde her şeyi bekle.
 
Azınlık milletvekillerinin sanki eleştirilmezlik imtiyazları var da, eleştirildiklerinde bu imtiyazlarına dokunuluyor ve hakları çiğneniyor. Öylesine tepki veriyorlar.
 
Bu anlayış her nasılsa sessizce egemen olmuş. Sanki Azınlıkta “mebuslar eleştirilmez” diye bir kural var ve herkes bu kurala uymak zorunda. Yalnız mebuslar değil, genel olarak azınlık politikacıları ve ileri gelenler eleştirilmez kuralı var. Yazılı olarak, halk önünde yapılan eleştirileri kastediyorum, basında (ve radyolarda), sosyal medyada, kalıcı eleştirileri. Yoksa sözlü eleştiriler, sohbetlerde, pareyalarda, kahvelerde, tavernalarda gırla gidiyor, ama onlar uçup gidiyor, iz bırakmıyor, hiç olmamış gibi. Ve denetlenemiyor. Denetlenebilse, onlara da yasak gelecek. O halde yazılı, elle tutulan, kalıcı ve herkese açık eleştiri olmayacak.
 
Sahi kim koymuş bu anlaşılmaz kuralı ve Azınlığa dayatmış?
 
Siz azınlık basınında bir milletvekili ve genel anlamıyla bir politikacı veya bir önde gelen ve sıfat sahibi veya bir “lider” hakkında “insan gibi” bir eleştiri çıkıp ta yine o kişinin “insan gibi” yanıt verdiğini ve kendini savunduğunu hiç gördünüz mü? Azınlık medyasında milletvekillerinin ve politikacıların eleştirildiğine rast geldiniz mi? Bunu son zamanda yapan damgalı birkaç kişi dışında? Onların da başına gelmedik kalmadı. Azınlık basınında eleştiri yok. (Ama linç girişimi var.)
 
Sahi niye eleştiri yok?
 
Eleştiri yok, Azınlıkta birlik bozulmasın diye (!). Eleştiriyle birlik mi bozulurmuş? Eleştirilmezlikle birlik mi sağlanırmış? Konuşmayan, düşünmeyen, sorgulamayan ve eleştirmeyen bir toplumun sergilediği birlik, bir koyun sürüsü birliğidir. Hedef, çobanın ve köpeklerinin gösterdiği gibi hareket eden bir sürü, tepeden gelen emirlere sorgusuz evet demeyi vazife edinen bir toplum mu yaratmaktır? Tam bir faşist hedef.
 
Şimdiki Türkiye’de yeni çıkan BEKA konusu gibi bir şey. Susss! Ülkenin bekası söz konusu. Αma bir de bakıyorsun aslında hedeflenen iktidarın ve kurulu düzenin bekası. Alt taraftan her çeşit kanunsuzluk ve yolsuzluk geçebilsin diye. Susss! Azınlıkta birlik bozulmasın. Ama bir de bakıyorsun aslında hedeflenen mevcut düzenin sorgulanmaması ve denetimin sarsılmaması. Ve sorunların çözülmemesi pahasına eleştiri ve tartışmadan kaçınılması. Zira eleştiri, sorumlu ve suçluyu bulma yoludur, aynı zamanda çözüm arama yoludur.
 
1980’li yılların başlarında eleştirmezliğin “teorisyenliğini” Hasan Hatipoğlu yapıyordu. “Birbirimizi eleştirmeyi donduralım. Azınlıkta birlik içinde sorunları aşalım. Ondan sonra herkes istediği gibi kalem oynatsın.”, birçok kez bu sözleri tekrarladığına şahit olmuşumdur. Bu yavan savlarla beni ikna edeceğini mi sanıyordu, gazetesi AKIN’da hedef koyduğu kişilere çamur atmayı büyük ustalıkla yürüten ve linç girişimlerinde başı çeken Hasan abimiz? Şunu hatırlatmakta yarar var: Hasan Hatipoğlu, Koca Kapı’nın onayı veya talimatı olmadan hiçbir fikir ve teklif ortaya atmazdı.
 
Kimdi bunlar, eleştiriden rahatsız olup ta Hatipoğlu’nun “teorisyenliğini” yaptığı eleştirmezliği getirmek isteyenler? Yahu kimler olacak, toplumlarda eleştiriye hedef olacak kişiler ve merciler, yani Azınlıkta erk kullananlar ve Azınlığı temsil yetkisi olanlar.
 
Bu noktada konuyu biraz dağıtayım. Halil Haki’nin çıkardığı İLERİ gazetesi, hırçınlığı ve eleştirileriyle ünlüydü. Eleştirilerinin bazıları gereksiz türden. Koca Kapı ve Takım Haki’den korkunç rahatsızdı ve ona yapmadıkları şey kalmamıştır. Haki, Gündem’i çıkaran Hülya Emin’e karşı gereksiz bir sataşmaya girişir, Hülya da onu dava eder. Olayı anlatmıştım. Duruşmada kirli çamaşırların sergilenme riski vardır. Koca Kapı araya girer, bu ikisini barıştırmaya çalışır. Haki adına konsolosun hazırladığı ve ona imzaya sunulan özür metninde diğerleri yanında şöyle bir ifade de vardır: “Şimdiden sonra azınlık büyüklerini eleştirmeyeceğime söz veriyorum. (!!)”
 
Gördünüz mü eleştirmezlik nereden kaynaklanıyormuş? Ama neden? Çünkü eleştiri işlerse önce Takım zapartayı yiyecek ve eninde sonunda sorgulama Türkiye’nin azınlık politikasına dayanacak. Sonra, azınlık politikasına ulaşmanın en kestirme yolu milletvekilleri üzerinden. Onun için milletvekilleri ve genel olarak azınlık büyükleri eleştirilemez. Onun için konsolos disiplinsiz Haki’yi sıkışmış halde yakalayınca, “azınlık büyüklerini bir kere daha eleştirmeyeceğim” diye yemin ettirmeye çalışıyor, onu hizaya getirerek ve terbiye ederek. Bizim mebuslar da bu dayatmanın üzerine yatmışlar. Kendilerine yöneltilen eleştirilerin “kuraldışı” olduğunun bilincindeler, en küçük bir eleştiriye bile tahammülleri kalmamış ve bu konuda en büyük müttefiklerinin Koca Kapı’nın kendisi olduğunun da bilincindeler. Kova Kapı’nın yaptırım tehditlerini takmayan kızanlar çıkarsa, o zaman durumlar karışacaktır. Ama faşizmde çareler tükenmez.
 
“Azınlıkta birisi eleştirilecekse, ona ben karar veririm. Sen, ancak benden talimat geldikten sonra eleştirmeye geçebilirsin.” Gelen talimat eleştiriyle yetinmez, genellikle linç girişimini emreder. Koca Kapı’nın talimatıyla milletvekilleri aleyhindeki bazı linç girişimlerini gelin hep birlikte yeniden hatırlayalım.
 
3/3/2019
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan, Azınlık, Mustafa Mustafa, Ayhan Karayusuf, İlhan Ahmet, Hüseyin Zeybek