Cinsiyetçiliğe karşı yürüyecekler

Cinsiyetçiliğe karşı yürüyecekler

  • Cinsiyetçiliğe karşı yürüyecekler

Gümülcine Cinsiyetçilik Karşıtı Koordinasyonu’nun çağrısıyla, yarın (Cumartesi) saat 12:00’de eski Hukuk Fakültesi önünde toplanacak olan cinsiyetçilik karşıtları, son aylarda şehrimizde baş gösteren cinsel/cinsiyetçi taciz olaylarını protesto edecekler.
 
Cinsiyetçilik Karşıtı Koordinasyon’un açıklaması şöyle:
 
 
GÜMÜLCİNE’DEKİ CİNSİYETÇİ/CİNSEL TACİZ OLAYLARIYLA İLGİLİ AÇIKLAMA
 
KADINA KALKAN ELLER KIRILACAK
 
Yılbaşından bu yana Gümülcine sokaklarında bazı cinsiyetçi-cinsel taciz olaylarının gerçekleştiği sosyal medya aracılığıyla duyurulmuştur. Sözkonusu durumda ataerkilliğin eli, iki farklı tecavüzcü tarafından iki üniversite öğrencisi genç kıza uzanmıştır. İlk saldırı, Gümülcine şehir merkezinde genç yaşta, uzun boylu, askerî mont ve siyah eşofman giyen, tasmasız kahverengi-beyaz bir köpek gezdiren bir erkek tarafından gerçekleşmiştir. İkinci saldırı ise Bölge Tiyatrosu (ΔΗ.ΠΕ.ΘΕ) ile Eski Rektörlük arasında kel, kısa boylu, şişman ve siyah elbise giyen bir erkek tarafından gerçekleştirilmiştir. Tabii bu cinsiyetçi/cinsel saldırılar Gümülcine sokaklarıyla sınırlı olmayıp, sürekli yayılmakta olan uluslararası bir fenomendir. Başlıca örnekleri Rodos’ta Eleni, Korfu’da Angeliki ve Atina’nın Omonia meydanında Zak/Zackie’nin uluorta linç edilmeleri olaylarıdır, ki medyanın sorunun nedenlerini örtmesi ve insanları kasıtlı olarak yanlış yönlendirmesi de başlıca bir sorundur.
 
Bu saydıklarımız münferit veya tesadüfi olaylar değildir, ne de psikonevrolojik sebeplerle açıklanabilir. Ancak özünde kadınların ve LGBTQI+ bireylerin (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Trans, Queer, İnterseks+) üretime katkı eşitsizliği ve ataerkil toplumun normalmiş gibi dayatılmasıdır. Peki içinde yaşadığımız siyasi-ekonomik sistem çerçevesinde bu ne anlama gelmekte ve iş ilişkileri ve toplumsal ilişkileri nasıl etkilemektedir? Üretime eşitsiz katılım bir yandan sermayenin kâr etmek için bir ihtiyacına dayanmakta olup, diğer yandan kadının aile içerisindeki asıl prototipine dayanmakta ikili bir role yönlendirmektedir; üretimde işlevsel sayılan erkek, aile reisinin aksine. Bunların sonucu olarak, diğerlerinin yanında aynı işte eşitsiz ücret, doğum izinlerinin azaltılması hatta kaldırılması, hamile kadınların işten çıkarılması, iş yerinde cinsel tacizler ve LGBTQI+ bireylerin işe alınmaması gelmektedir.
 
Böylece, üretimdeki eşitsizlik, toplumsal hayatta da benzer bir eşitsizliğin doğmasına ve kadınlar ve LGBTQI+ bireyler aleyhine herhangi bir kötü davranışın “yasallaşmasına” sebep oluyor. Cinsiyetçi tavırlar aile içerisinde, şahsi ilişkilerde hatta sokakta bile görülmektektedir. Bunlara örnek kadınların eşleri veya hayat arkadaşları tarafından gördükleri şiddet, veya herhangi bir aile içi şiddet, tecavüzler ve hatta kadın cinayetleridir. Eklememiz gerekir ki  cinsiyetçi tavır ve cinsel şiddet sadece bedensel şiddetle ilgili değildir; aynı zamanda psikolojik ve duygusal şiddet de vardır; örneğin sokakta sözlü taciz, cinsiyetçi yorumlar (catcalling), duygusal ve seksüel tehdit ve zorlamalar gibi. Bu durum toplumsal erkek prototipini, yani kaba, çocukluk yıllarındaki zaaflarını bile göstermeyen, lider ve maço bir karakter geliştiren ve öyle olmayanları dışlayan erkek prototipini dayatmaktan ileri gelmektedir. Böylece kurban sayan, kurban edicileri ise çoğaltan toplumsal yamyamlığın kısır döngüsü oluşturulmakta; V. Yakumakis örneğinde olduğu gibi – ki bize sundukları gibi sadece “bullying” kurbanı değildi.
 
Geçen her dakika, daha da çok kişi cinsel şiddeti günlük yaşamımızın her alanında yaşıyoruz. Burjuva Adaleti, devlet baskı, denetleme ve adalet dağıtma organları, tüm bunlar karşısında aldırmaksızın seyrederken, bu tarz iğrenç fikirler ve erk pratiklerinin üstünü örtüyorlar. Bu cinsiyetçi saldırı ve cinsel taciz olaylarını şahsi kabul yerine, örgütlü bir cevap ve eylem öneriyoruz. “Aşağıdan” örgütlü toplantılarla, ezilenler olarak birlikte eylem yolunu seçerek ve sokakta hep birlikte güçlü bir şekilde ses çıkarıp sorunun anlaşılması ve örgütlü halde cevap verilmesini öneriyoruz. Her çeşit baskı ve sömürüden arınmış bir toplum için mücadele etmeyi öneriyoruz.
 
 
CİNSİYETÇİ-TACİZCİ DAVRANIŞLARA SESSİZ KALMA
 
KORKUYU YIKIYORUZ – ŞİKAYET EDİYORUZ – KENDİMİZİ KORUYORUZ
 
ATAERKİL TOPLUMA, FAŞİZME VE BUNLARI BESLEYEN SİSTEME KARŞI SAVAŞTA HEP BİRLİKTE OMUZ OMUZA
 
HİÇBİR KADIN EKSİLMESİN, TÜM KADINLARA ÖZGÜRLÜK
 
02/03/19 günü saat 12:00’de herkes cinsiyetçilik karşı yürüyüşe
 
Eski Hukuk Fakültesi önünde toplanıyoruz
 
(Yürüyüş sonrası 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü faaliyetlerimiz için toplantı olacaktır)


 
GÜMÜLCİNE CİNSİYETÇİLİK KARŞITI KOORDİNASYONU




Ετικέτες: Batı Trakya, Yunanistan, Gümülcine, Cinsiyetçilik, Taciz, Eylem