İLK KARA LİSTENİN DERİN NEDENLERİ (1987-1996) - 29

İLK KARA LİSTENİN DERİN NEDENLERİ (1987-1996) - 29

  • İLK KARA LİSTENİN DERİN NEDENLERİ (1987-1996) - 29

II. BÖLÜM 


29. MAKALE


Türkiye’nin azınlık politikasındaki sakatlıklar 

ve kabul edilmezler



Hasan Hatipoğlu ve Aydın Ömeroğlu’ndan kimi anılar


Hasan Hatipoğlu (1922 -2010), AKIN gazetesini çıkarıyordu, Takımın tayinli sözcüsü gibi konuşurdu. Sözcülük yakıştırması benim, kendisinin böyle bir şey söylediği, ima ettiği bile asla yok. Ama ilk önce Hatipoğlu’nun dillendirdiği bazı şeyler bir süre sonra hep Koca Kapı’nın talimatı olarak karşımıza çıkıyordu. İlk bilgilendirilen o olmalıydı. Hasan abi, Takımın en deneyimli, en kıdemli ve en “içerlikli” üyesiydi. Ben onun daha 80’li yılların başından beri 18 Haziran Operasyonunun her safhasında yer aldığını yıllar sonra öğrenecektim. Böyle konularda ağzını bıçak açmaz, bilgi vermekten özenle kaçınırdı. Yalnızca sır tutmasındaki titizliği değil. Ağzını açıp bir şey anlattığında eleştirilecek ve kınanacak bir şey kaçırmaması mümkün değildi. Çünkü Koca Kapı ve Derin Devletin öylesine kabul edilmez taktik ve uygulamaları içindeydik ki. Hatipoğlu’nun ise her birine katkısı vardı.


Anam ile Hatipoğlu arasındaki hukuk eskilere dayanıyordu. Anam, 1967 Cunta öncesi yenilikçi ve Atatürkçü cephenin neferi, Hatipoğlu’nun da sadık seçmeni idi ve onunla sohbetini ölünceye dek sürdürdü. Bu olay, onun benim en büyük “kovuşturucularımdan” olmasını engellemedi. 1980-84 dönemi, “İbram buradan gece kaçacak” diyormuş arkamdan, yıllar sonra öğrendim, bunu başarmak için neler yapıldığını ve neler yapılacağını da hatırlatarak. Tabiî Derin Devletin kararını ifade ediyor ve onun talimatını yerine getiriyordu. Hakkımda böyle bir karar verildiğini herhalde ilk önce o öğrenmişti. Çok sonraları, ölümüne birkaç yıl kala, bana karşı tavrı değişti, milletvekili adayı olursam adaylığımı finanse edeceğini bile söyledi. Derin Devletin dayatmalarından sessiz sessiz o bile hayal kırıklığı yaşıyordu, zaman zaman gizleyemediği kadar büyük hayal kırıklığı. Bir gün uygun bir anını bulup kaktım lafı: “Azınlığın düştüğü bu halden sen de sorumlusun. Azcık gayret etmedin bu hale gelmesi için.” Yanıtı: “Ne bileyim. Ben Azınlığın yararına olacağını sanıyordum, onun için katıldım.” RT Erdoğan, Fethullah Gülen tarafından kandırılıp aldatıldığını daha söylememişti (!). 


Aydın Ömeroğlu’yla ilgili bir olay. Aydın, 80 kuşağının önde gelen üyelerinden biridir, Almanya’da Azınlık için kavga vermektedir, oradaki azınlık dernekleriyle iç içedir. Solcudur, Maocudur, Perinçek hareketinin elemanlarındandır. Yetenekleri, vasıfları ve mücadele azmi yüzünden MİT ona tahammül etmektedir. İmza kampanyası önerisini sunar, bu öneri Almanya’daki dernekler aracılığıyla Azınlığa iletilir. Ayrım ve baskıların kaldırılmasını talep etmek üzere toplanan imzalar Yunan Meclisine sunulacaktır. Aydın, milliyetçi söylemden uzak, solcu ve barışçı bir anlayışla azınlık sorunlarının “Yunan hukuk devleti çerçevesinde” çözüm bulacağına inanmakta ve ilan etmektedir. Derin Devlet-MİT, Aydın’ın bu söylemi yüzünden kurdeşene karmış, sivilceler çıkarmıştır. Onu değiştiremeyeceğini ve kendisine benzetemeyeceğini anlar ve Aydın’ı harcamaya karar verir. Ama Aydın kolay harcanacak biri değildir. Kapıdan kovarlar, o pencereden girer; pencereden kovarlar, o bacadan girer. Böylece Aydın, Derin Devleti kendi aleyhinde ekstrem önlemler almaya itmiştir, hem de birkaç kez. Bu anlattığım olayda Aydın Ömeroğlu hakkında yazılmış korkunç bir küfürname ve iftiraname Almanya’daki tüm azınlık derneklerine ve dernekçilere ve gerekli her yere ve her kişiye gönderilir. (Bu metin, Aydın’ın kitaplarının birinde aynen mevcuttur.) Ana Vatan’dan (MİT’ten) gelen bu belgede onun yaşamı boyunca “ne büyük bir hain olduğu kanıtlanmaktadır”. Peygamber olsa dayanamaz.


Bu olay öncesi Hasan Hatipoğlu anama damat adayımız olan Aydın Ömeroğlu’nu anlatmaktadır, Aydın’ı yakından tanımamasına ve hakkında hüküm verecek bilgiye sahip olmamasına rağmen: “O çöcük, Cevriye, çok süt veren bir inek gibi imiş. Ama kovayı sütle tam doldurduğu sırada her seferinde bir tekme atıp devirirmiş.” Bilgiler, bu benim iddiam, MİT’ten idi ve Hatipoğlu Aydın’ın harcanacağını biliyordu, anama baştan haber vermişti.


Aydın Ömeroğlu o zamandan beri azınlık mücadelesinden bertaraf edilmiş durumda, kitap yazmakla meşgul. Değişmeyen bir Allah, çoktandır o koyu Kemalist bir çizgi izliyor. “Allah affeder, ama MİT affetmez” ve son olarak MİT Aydın’ın Fethullahçı terörist olduğunu yaymaya başladı, Takım üyeleri ve Koca Kapı’ya “maaşla bağlı” kişiler şimdi Aydın Ömeroğlu’nu öyle biliyorlar ve kendisine ona göre davranıyorlar, yani onu görünce kaçıyorlar. Talimat gereği.  


Aydın, uzun süre Sezer’in çıkardığı Cumhuriyet’te yazıyordu. Sonra orada yazmayı bıraktı, neden bıraktığını sormadım, o da anlatmadı. Aralarında bir şey geçmediği halde Sezer’in kendisinden selamı kestiğini söylüyor ve bunu nankörlük olarak yorumluyordu. Bundan iki yıl önce yolda karşılaşırlar. Aydın bu kez karar verir, “Beni görünce niye yol değiştiriyorsun be Sezer?” diye sorar. Sezer’in yanıtı: “Seninle ilgili bana Fethullahçı olduğunu söylediler”. “Sen de inandın mı?” “İnandım. Çünkü bunu bana söyleyen kişi, şimdiye kadar kiminle ilgili ne söylediyse hep doğru çıkmıştır, beni hiç yanıltmamıştır.”


Bu kısa diyalogu Türkiye’nin Azınlığa dayattığı sakatlık ve kabul edilmezler açısından tahlil edelim mi? Bireyleri ve toplumu nasıl yozlaştırdığını ve ahlâksızlaştırdığını gösterelim mi? Sezer, kendisine bu bilgiyi veren kişinin kim olduğunu söylememiş. Ben söyleyeceğim: Konsolosluktaki MİT’çi. Azınlık insanı böyle çamur atmaz, aklı böyle kalleşliklere ermez, bu bir profesyonel puşt işi. Peki, Sezer buna inandı mı, Aydın Ömeroğlu’nun Gülenci olduğuna? Ne yapmış Aydın, silahını alıp Erdoğan’ı devirmek üzere Rodop Dağlarına mı çıkmış? Yıllardan beri tanıdığı ve gazetesinde yazan bir kişinin ne olduğunu görevi çamur atmak ve puştluk yapmak olan birinden mi öğrenecekmiş? MİT’çi ona hangi delili göstermiş? Hayır, Sezer, Aydın hakkında söylenenlere inanmadı. İnanmış görünmek zorundaydı. Belki daha sonra kendisine inanmayı mecbur etti. İnsanlar suçluluk duygusunu aşmak için bilinçaltından böyle psikolojik oyunlara başvurmak zorunda kalırlar. Sezer’in davranışını belirleyen unsur, Koca Kapı’dan gelen yaptırım korkusudur. Hiç kusur görmüyorum, Sezer, direniş hamuruyla yoğrulmamış olduğunu göstermiştir. Öte yandan Aydın Ömeroğlu babasının oğlu mu ki onun yüzünden gazetesini kapatmayı göze alsın? Derin Devletten gelen talimata uyar, Aydın’a selam vermeyi keser ve başının rahatına bakar.


Peki ama bu talimat Sezer’e niye gitmiştir? Aydın Ömeroğlu ömür boyu Kara Listededir. Sezer’in gazetesi “Cumhuriyet”, kısmen Koca Kapı’dan destekli çıkmaktadır. Ömür boyu karalisteli Ömeroğlu, “desteklediğimiz bir gazetemizde yazmakta ve böylece kendi ellerimizle aklanmaktadır.” Buna müsaade edilemezdi. Sezer’in bunu düşünmemiş olması mümkün değil diye düşünüyorum.


Başına böyle şey gelmemiş piyasada dolaşan azınlık bireyi var mıdır? Gazetesi İLERİ’de yazmayı bırakmam ve kendisiyle ilişkiyi kesmem için bana ilk talimat Halil Haki hakkında gelmişti. İkinci talimat aynı taleple, yani gazetesi Trakya’nın Sesi’nde yazmayı bırakmam ve kendisiyle ilişkiyi kesmem için Abdülhalim Dede hakkında geldi. Üçüncü talimat onu desteklemeyi bırak, çukurunu kazanlara sen de katıl diye Orhan Hacıibram hakkında geldi. Bu talimatların tümü artarda 1981 yılında. Koca Kapı – Derin Devlet beni bütün dostluklarımdan sıyırmayı hedefliyordu besbelli. Dördüncü talimat gelmedi. Ondan sonra gelen talimatlar bana değildi, benim çevremdeki eşe dosta idi: “Onsunoğlu ile ilişkilerini kes, ona selam bile verme.”


Bundan 8 yıl önce Rodop vilayet konağı konferans salonunda bir etkinlik, sigara içmek için dışarı koridora çıkmıştım. Konsolosluk çalışanı İbrahim Trakyalı etkinliği izlemeye geliyormuş, selamlaştık, sarmaşıp öpüştük. Adaş yanımdan ayrıldıktan sonra bizi karşıdan seyreden Erhan İmamoğlu geldi, öfkeli bir hali vardı: “Bu neydi şimdi bu gördüğüm? Neydi bu şapur şupur öpüşmeler! A be bu adamlar düne kadar bize ‘İbram Onsunoğlu ile konuşmayacaksınız, ona selam bile vermeyeceksiniz’ derlerdi ya. Ne oldu da değiştiler?” Bir de küfür salladı. 

  

11.8.2020

 

Diziye bir ay ara vereceğiz.


İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Tarih, Kara Liste, Azınlık, Batı Trakya, Hasan Hatipoğlu, Aydın Ömeroğlu