Halit Eren’e niye gıcık oluyorsunuz?

Halit Eren’e niye gıcık oluyorsunuz?

  • Halit Eren’e niye gıcık oluyorsunuz?

DENGE
 
Bir okuyucumdan uzunca bir süredir sürüncemede kalmış bir soru var: «Aga ba, Halit Eren’e niye gıcık oluyorsun? Onu “Derin Devletin Batı Trakya kanadının şefi” olarak adlandırmışsın, bu da nereden çıktı?»
 
Kısa bir yanıt tatmin edici olmayacaktı, “Uygun bir zamanda konuyu kaleme alacağım” deyip erteledim. An itibariyle hiçbir münasebet hasıl olmadı, ama konu daimî olarak azınlıksal ve Türkiye’nin sakat azınlık politikalarıyla ilgili, dolayısıyla münasebet her an mevcut.
 
Halit Eren, benim bildiğim kadarıyla, burada Medrese-i Hayriye’den mezun olduktan sonra, Sabahattin Galip’in katkılarıyla Türkiye’ye okumaya gitmiş, orada kalıp Türk uyruğuna geçmiş bir Batıtrakyalı, dinci–İslamcı–şeriatçı ve tabii ki anti-Kemalist.
 
Resmî biyografisinde her nedense medresede okuduğunu yazmıyor, gizliyor. 
 
Yine Öte’ye yerleşmiş ve Halit Eren’i iyi tanıyan Kemalist bir dostum 7-8 yıl önce onunla ilgili olarak, “Bülent Arınç’tan daha radikal” (!) diyordu bana, “daha tehlikeli olduğunu” (!) ima ederek.
 
Halit Eren’in şeriatçılığı ve anti-Kemalizmi nereye kadar, ne kadar derin? Yukarıda bir kriter ileri sürüldü, Bülent Arınç. Ama kişi olarak asıl kriter galiba bir başkası, Kadir Mısıroğlu; bu konuda, yani şeriatçılık ve anti-Kemalizmde Mısıroğlu’ndan daha ötesi yok. Hani şu “Anadolu Savaşında keşke Yunan kazansaydı” diyen adam. Çünkü o takdirde Şeriat muhafaza edilecekti, Yunanın kazandığı bizim Batı Trakya’da olduğu gibi. O yüzden bize imrenerek bakıyordu fesli Kadir, tüm Türkiye’nin bizimle aynı kaderi paylaşmasını arzu ve hayal ederek. Bizdeki Kütahyalı fesli Hüsnü Yusuf’un kopyası, o kadar benzerlik, hem şeklen hem de ruhen. Hüsnü Yusuf Atatürk’e “Kakatürk” diye ad takıyor, Mısıroğlu da “10 Kasımda kenefe girin” diye tavsiye ediyordu. Anadolu Savaşını Mustafa Kemal kumandasındaki ordular kazanınca Şeriat da, Hilafet de kaldırıldı ve o zamandan beri Kadir Mısıroğlu Allah’ın Türkiye üzerine taş yağdırdığına inanıyordu. Mısıroğlu’nun görüşlerini paylaşan ve ona hayran olanların başında RT Erdoğan ve onun yanında Halit Eren var. Yani anlaşılıyor ki Halit Eren’in İslamcılığındaki Atatürk düşmanlığı ve irticanın kaynağı Mısıroğlu’dur.
 
Bütün bunlar Halit Eren’den gıcık kapmaya yeter de artar bile, ama benim gıcığım ondan değil. Zira rahmetli Sebahattin Emin Salepçi agama göre “Türkiye yabancı bir ülkedir ve onun içişlerine karışamayız”. Dolayısıyla bir Türk vatandaşının Atatürk düşmanlığı ve irticaî fikir ve faaliyetleri Türkiye’nin iç meselesidir deyip karışmayalım, onu Türkiyelilere bırakalım.
 
Ama Halit Eren’in “Azınlığın içişlerine” karışmaya hakkı var mıdır ve karışmakta mıdır? İçinden geldiği Azınlığa karşı olan muhtemel duygusal bağını, ilgisini ve yardım etme arzusunu kastetmiyorum tabiî. Taşıdığı dinci–irticaî–antiKemalist ideolojiye göre Azınlığı dizayn etmeye çalışmakta mıdır, bu amaçla devlet erki kullanarak ve ilgili faaliyetleri finanse ederek? Ve yerine göre yaptırımlara başvurarak?
 
Ha işte Batıtrakyalı olarak gıcık olacağımız durumlar bunlar.
 
Geçmişte Dayanışma Derneği’nden irticaî faaliyetleri yüzünden “Kemalist statüko” tarafından uzaklaştırıldığı kulağıma gelmişti. Bunlar bir kenara, Halit Eren’in özgeçmişini ve “başarılı kariyerini” anlatacak değilim burada. Özetle AKP iktidarı iyice yerleştikten sonra Erdoğan sanki Eren hanedanına “Yürü kulum” dedi ve bütün yollar açıldı. Diğerleri yanında Batı Trakya’yla ilgili olarak Azınlık basınında, derneklerinde, yerel yönetiminde, siyasetinde, eğitiminde, dinî ve “kültürel” faaliyetlerinde Erenci çekirdekler yerleşti, onun tarafından finanse edilen. Halit Eren’in Balkanlar’da İslam’ı koruma ve yayma amacıyla zengin Arap ülkelerinin katkılarıyla milyonlarca dolarlık bir finansı kullandığını hatırlatalım. Ayrıca sermayenin yerli ve millîsi de var. Bunlarla, Azınlık, yukarıda açıkladığım Erenci ve AKP’ci değerler çerçevesinde yeniden dizayn ediliyor.
 
Bir başkonsolosun itirafıdır: “Evet, Halit Eren’den ve onun buradaki adamlarından korkuyorum.”
 
Her şeye “evet” demeye alıştırılmış yerel Kemalist statüko, kâh dinci dönüşüme ayak uydurmaya çalışıyor, kâh papuçlarının nasıl dama atıldığını hiç ses çıkaramadan kahrolarak seyrediyor.
 
Halit Eren’e niye gıcık olduğumu daha anlatmadım. Benim asıl tepemi attıran, azınlık mebusu İlhan Ahmet’e yaptıkları olmuştur, onun ilk mebusluk döneminde. İlhan’a yaptığı, herkese yapabileceği. Herkes için geçerli ebedî şantaj. Belki başkalarına da yapmış olduğu, ama diğerlerinin başına gelenler pek duyulmadı, İlhan’ın başına gelenleri ise herkes biliyor.
 
Devamında Halit Eren’in İlhan Ahmet’e yaptığı şantajı ve çektirdiği çileyi anlatacağım. Biliyorum, bu olayın deşilmesini artık ne Halit Eren ne de İlhan Ahmet istiyor. Ama olay, Türkiye’nin azınlık politikasındaki sakatlıkları göstermesi bakımından örneklik. Bu politikanın değişmesi gerektiğini göstermesi bakımından da ayrıca örneklik. Ve  biz hatır için kalem oynatmıyoruz. “Önce Azınlık” demedik mi?
 
12.6.2020
 

İbram Onsunoğlu


Ετικέτες: Azınlık, Batı Trakya, Halit Eren, Türkiye, AKP, İlhan Ahmet