Dayanışma ve özgürlük

Dayanışma ve özgürlük

  • Dayanışma ve özgürlük

Bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, deve tellal iken, pire berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, herkesin orman kuralları içinde yaşadığı, çok da uzak olmayan ülkenin birinde bir müzik grubu varmış. Bu grupta bir dolu kuş çalar söylermiş. Vokalde hassas serçe, gitarda cesur martı. Hayvanlar aleminin tamamı katılırmış şarkıya… “Dayanışma ve özgürlük”.
 
Bu ülkede çok güçlü ve kötü bir de hindi yaşarmış. Kimse onun çığlıklarından başka bir şeyi dinlemesin istermiş. Başkaldırmasınlar diye herkesi kontrol edermiş. Duymaya en dayanamadığı şey, dayanışma ve özgürlükmüş.
 
Bir gün hindi, bu müzik grubunun şarkısını duymuş. Duymasıyla da grubun üyelerinin kendilerini kanatları bağlı olarak kafeste bulması bir olmuş. Anahtarı elinde tutan hindi haince gülümsüyormuş. Grubu bu şekilde durdurabileceğine inanmış. Ama kuşlara karıncaların, fillerin, atların, farelerin, uğurböceklerinin de eşlik etmesiyle yasak şarkı daha da duyulur olmuş. “Dayanışma ve özgürlük”.
 
Kuşların üzüntüden gagaları mühürlenmiş; yemekler ve şarkılar geçmez olmuş. Diğer hayvanlar da çok üzgünmüş ama ellerinden bir şey gelmiyormuş. Tutsaklar için bir şey yapmaya çalışan, ertesi sabah kafeste açıyormuş gözlerini. İçerisi doldukça kuşların şarkıları bütün ülkeye yayılıyormuş. “Dayanışma ve özgürlük!”
 
Giderek daha da sinirlenen hindi teker teker yemeye başlamış kuşları. Ölüme doymuyormuş. Bir gün pençelerine alıp hassas serçeyi ölümsüz kılmış. İşte o zaman daha da güçlü duyulmuş şarkı. Kelebekler, sincaplar, inekler, tilkilerden bir koro… Balıklar ve deniz kestaneleri bile katılmış. “Dayanışma ve özgürlük!”
 
Hindi bütün kuşları yemek istiyormuş, bir daha duymamak için şarkıyı. Sofrasını kurup bir tane daha indirmiş midesine, bir tane daha, bir tane daha… Gelincikler, zeytin ağaçları, ebegümeçleri, kadifeler, söğütler bile bu şarkıyı söylüyormuş artık. “Dayanışma ve özgürlük!”
 
Hindi o kadar ama o kadar zalimmiş ki hepsini tek tek yemeye devam etmiş. Sonunda bir gün etrafında ne hayvan ne de bitki kalmış, ama ölümsüz şarkı hiç durmamış.
 
İşte bu yüzden durup da kulak kabartırsanız eğer bulutların, güneşin, ayın, denizin ve kayaların şarkısını duyabilirsiniz. “Dayanışma ve özgürlük!”
 
 

Lâle Alatlı


Ετικέτες: Masal, Grup Yorum, Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan, Helin Bölek, Mustafa Koçak, İbrahim Gökçek