“ALTIN ŞAFAK” ve AZINLIK

“ALTIN ŞAFAK” ve AZINLIK

  • “ALTIN ŞAFAK” ve AZINLIK

DENGE
 
“Altın Şafak” nazi örgütü ve partisi, görüşülmesi yıllar süren bir davadan sonra mahkeme tarafından “suç örgütü” ilan edildi ve kapatıldı. Bu gelişme, Yunanistan’da demokratik cephede bir mutluluk ve özgüven patlamasına ve cephenin biraz daha genişlemesine yol açtı.
 
Bundan 7 ve 8 yıl önce AZINLIKÇA dergisinde “Altın Şafak” hakkında iki makalemiz yayımlanmıştı. Son gelişmeler bahanesiyle bu makaleleri TİKEN’de yerinden yayımlamayı uygun gördük.
 
İ. Onsunoğlu
 
 
“Altın Şafak” (Χρυσή Αυγή) bizi çok uğraştıracağa benziyor. Azınlık köylerinde motosikletli grupların gövde gösterileri ve korku saçma çabaları ve Gümülcine kent meydanındaki bir gösteriden sonra Türk Gençler Birliği'ne saldırı, örgütün bu ilk eylemlerinin arkası gelecektir. Tehlikeyi tahlil etmeye çalışalım.
 
Batı Trakya’da örgütün tabanı geniş sayılmaz, o nedenle buradaki eylemler için Makedonya illerinden takviye geliyor. Altın Şafak, özellikle göçmen aleyhtarı tavrıyla taraftar topluyor, oysa bölgemizde göçmen sorunu sivri değil. Azınlık aleyhtarı tavrı da aynı ölçüde keskin olsa bile, örgütün en çok odaklandığı konu Azınlık değil, hiç olmazsa şimdilik.
 
Azınlık ile Çoğunluk arasında çelişkiler ve etnik gerilim artarsa, Atın Şafak’ın yerel tabanı genişleme fırsatı bulacak, tehlike o zaman büyüyecek ve Azınlığa saldırılar artacaktır. Batı Trakya’daki etnik gerilimi örgütün tek başına artırması kolay görünmüyor, buna gönüllü olarak katılacak yerel güçler olsa bile. Araya “erk odaklarının” girmesi, olayları onların örgütlemesi ve yönlendirmesi gerekiyor, 29 Ocak Pogromu öncesinde olduğu gibi. Ondan sonra vurucu ve kırıcı güç olarak Altın Şafak öne çıkacaktır.
 
Bugünkü koşullarda böyle bir senaryonun gerçekleşmesi uzak ihtimal. Zira Altın Şafak, şiddeti, ırkçılığı ve kini ilke edinmiş ve nazi ideolojisini benimsemiş bir örgüt ve parti olarak Azınlığın bir sorunu olmaktan çok öncelikle Yunanistan’ın bir sorunu. Rejimle açıkça çatışıyor, parlamenter sistemi reddediyor, yollarda uyguladığı şiddeti Meclise taşımaktan çekinmiyor.  Demokratik düzen, sosyal barış, Avrupaî değerler için nihayet bir tehlike olarak algılanmaya başladı. Artık basın, siyasî partiler, Meclis, insan hakları kuruluşları ve yargı, örgütün kanunsuzluklarını mercek altına alıyor. Nitekim Azınlığa yapılan ilk saldırılar görmemezlikten gelinmedi. Bundan sonraki muhtemel saldırılar için de aynısı olacaktır. Bir çeşit dayanışma ortaya çıkacaktır. Bu da örgütün belki antiazınlıkçı tavrını değiştirmez, ama eylemlerinin yaygınlaşmasını engeller.
 
Yine de en yerinde olanı, Altın Şafak için en kötü öngörülerle yola çıkılmasıdır. Yıllardır marjinal aşırı sağ bir örgüt diye önemsenmeyen ve göçmenler aleyhinde uyguladığı şiddeti görmemezlikten gelinen Altın Şafak, son iki seçimde beklenmedik bir başarı sağlayarak, Yunanistan’daki siyasî gündemin ortasına konuşlandı. Şimdiye dek aşırı sağı temsil eden LAOS’u sildi süpürdü. Son nabız yoklamalarında gücünü artıran tek parti olarak karşımıza çıkıyor. Bugün, %10’lara ulaşmış olarak, ND ve SİRİZA’dan sonra 3. büyük parti konumunda. Bu başarısını kinci ve ırkçı söylemine ve şiddet uygulamalarına borçlu olduğunun bilincinde. Altın Şafak’ın sergileyeceği başka bir şeyi yok, dolayısıyla bu yolda daha bir kararlılıkla yürümeye devam etmesi beklenmelidir. Nereye kadar?
 
Hükümet, öbür partiler ve çeşitli kuruluşlar, gecikmeli olarak tehlikeyi farketmiş görünüyorlar. Basın, tüm gazeteler, son iki haftadır analiz üzerine analiz yayımlıyorlar. Oysa çoktandır “Altın Şafak, AB ülkelerinde faaliyetine müssade edilen tek nazi partisidir. Kapatılmalıdır.” diyen sesler yok değildi.
 
Yunanistan, düzensiz göçmen patlamasının ve ekonomik krizin bir yan etkisi olarak palazlanan Altın Şafak’ın kahrını bir süre çekeceğe benziyor. Onun varlığından tehdit altında olan bir unsur da bizim Azınlık. Zaman zaman örgütün şiddetine maruz kalacağız. Bu şiddetin pogromlara dönüşmesi uzak bir ihtimal. Altın Şafak’ın insafından değil, açmış olduğu cephede savaştığı unsurların fazlalığı yüzünden. Bizim üzerimizde odaklanmaya zamanı ve fırsatı pek olmayacak.
 


İbram Onsunoğlu


 

(AZINLIKÇA, sayı 71, Eylül 2012)
 
“Altın Şafak ve Çoğunluk” başlıklı ikinci makale yarın